Ahmet Taşgetiren: “Erdoğan’ın yumuşak karnı iktisat”: 2022

Merhaba, 

Taa ABD’da bile tekrarlama ihtiyacı duyduğu “Ben ekonomistim” ifadesi en azından bu mevzuda dünyada mevcut bulunduğunu planladığı itirazları, dünyanın gözünün içine bakarak reddetme iradesi taşıyor. Hele orada Amerikalı gazetecinin sorusuna karşılık seslendirdiği “ABD’da raflar boş, Almanya’da raflar boş, bizde ise bolluk bolluk” tiradı içerideki şüpheleri izaleye dönük “Biz bu tarz şeyleri ABD’da bile seslendirdik” iddiası yer ediniyor.

Hafta sonu Erdoğan’daki bu iç direnç, İstanbul Ticaret Odası›nın 140›ıncı Yıl Özel Ödülleri Töreni’nde de ortaya çıktı. Oradaki konuşmasında -TUİK ölçümlerinde bile- yüzde 80’lerde seyreden enflasyondan “Hiç istek etmediğimiz seviyelere çıkan” ifadesiyle söz etti. “Şubat ayından itibaren ilkin makul seviyelere indireceğiz” dedi. “Sonra da olması gerektiği şeklinde tek haneli rakamlara düşürmekte kararlıyız.” Bu sözlerin şüphesiz “Hiç istek etmediğimiz” kısmı mühim, demek ki kontrol edilemeyen bir alan var ekonomide…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İTO mensuplarına ispat etme gereği duyduğu bir başka konu “Faizler” alanındaki yaklaşımı olmalı ki, orada da ilgi çekici çıkışlar yapıyor. Sorun şu: Bütün dünya enflasyonla mücadele için ürem artırımlarına gidiyor; ABD, İngiltere, Almanya, Fransa… Rusya bile 28 Şubat’ta gelen Batı ambargosunu o günlerde yüzde 9.5 olan politika faizini “şok artışla” yüzde 20’ye yükselterek karşılıyor.

Erdoğan’ın ise “Dikkat ederseniz” diye başladığı ifadelerinde “…..Enflasyonu faiz oranlarını arttırarak test altında tutma yaklaşımı artık asla kimse tarafınca dile getirilmediğini” söylüyor hatta “getirilse de ciddiye alınmıyor” diyor. Erdoğan’a nazaran “Artık büyük liderler bile yükseltmek değil, faizi düşürmenin faydası olduğunu ikrar etmeye başladılar. Öncelikle Rusya. Sayın Putin bizzat geçmişte yüksek faizi savunurken şimdi o da faizi düşürmeye başladı ve 8.6’ya kadar indirdi.” Putin şok faiz artırırken mi “Büyük önder” oluyor, yoksa faiz indirirken mi, artık bunu değerlendirmek de bizlere kalıyor.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın “Büyük önder” kriterleri de ilgi çekici olmalı. Amerika’da “Biden ile görüşmemek sizi üzdü mü?” sorusuna “O Biden ise ben de Erdoğan” diye cevap vermişti. Biden’la görüşememe sorununu böyle telafi etmişti. Amerika’da tabii ki Biden değil, FED karar veriyor faizin artmasına – düşmesine… Ama sayın Cumhurbaşkanı ekonomik gerekçelerle bir seviyede durgunluğu göze alarak faiz artıranları “Büyük önder” kategorisine dahil etmiyor. Bu durumda bütün Batılı liderler “Küçük önder” haline dönüşüyor.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın iktisat konusunda bir ukdesinin de içerde olduğu, İTO toplantısında bir kere daha ortaya çıkıyor.

Malum Ak Parti’nin ekonomide iki periyodu var: Ali Babacan’lı dönem, sonraki dönem. Babacan’lı dönem gerek düşük enflasyon oranı gerek kişi başına düşen ulusal gelir itibariyle “Başarı” diye hatırlanıyor. Sonraki devre ise, bugünlere gelen, fert başına milli gelirin düştüğü, enflasyonun tırmandığı ve iktidarın 2023’e yönelik hiçbir hedefinin tutmayacağının görüldüğü bir manzarayı yansıtıyor.

Fark ne?

karar.Com

 

Yazının Devamına Buradan Ulaşabilirsiniz

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın