Analiz: Bütçe faciası geliyorum diyor: 2022

Merhaba, 

Merkezi bütçe haziranda, 31,1 milyar TL aleni verdi. Mayısta kurumlar vergisi geçici tahsilatı ile fazla veren merkezi bütçe, böylece haziran ayında normal seyrine dönmüş oldu ve geçen yılın haziranına göre senelik %24 artış gerçekleşti.

Fakat altı aylık performans açısından haziran ayında 31,1 milyar TL’lik bütçe açığına rağmen senenin ilk aylarındaki yüksek fazla yardımıyla Ocak-Haziran bütçe dengesi halen 93,6 milyar TL ile fazla vermekte.

Merkezi bütçe gelirleri tarafında haziranda elde edilmiş yıllık %104,9 artışa rağmen aslına bakarsan daha yüksek ölçüde olan giderlerin %87,1 artması bütçe açığını yaratmakta.

Harcamalar tarafında dikkat çeken kalemler haziran ayında %92 artan ürem hariç giderler. Bunun da mühim kısmını %101 büyüme ile cari transferler oluşturmakta. Sermaye giderlerinin %181, kapital transferlerinin ise %415 artışı elbet not edilmeli. Bu iki kalem, kamu yatırımları ve KİT’lere verilen borç veya kapital artırımlarından oluşan toplam yatırımlar miktarına mukabil gelmekte.

BOTAŞ’a aktarılan kapital yerine Kurum’un bu ay dış borçlanma yapması hem Hazine dengesi aynı zamanda döviz transferlerinde merkez bankasının tükenen rezervleri eşliğinde oluşan sınır açısından anlamlı.

Faiz giderleri ise yakından incelenmesi ihtiyaç duyulan bir kalem. Keza, %35,6 oranındaki artış ürem giderlerinin kontrol altında olduğu düşüncesini yaratıyor.  Halbuki cari transferlerin dibine gizelenen KKM’ye aktarılan vergi gelirleri olan hazirana ilişkin 16,1 milyar TL de eklendiğinde (ürem gideri olarak görmek daha doğru) ürem masraflarında haziran ayında %207, yılın ilk altı ayında da %90 oranında artışlar düzgüsel bir seyir değil.

KKM yükü: Faiz artırsaydık daha “ucuz” olurdu

KKM ile TL’yi baskılama hedefi bir yandan TL’nin gizli döviz satışlarına rağmen baskılanmadığını ortaya koyarken, bir taraftan da Hazine’ye oluşturduğu yük seviyesi ile dikkat çekici.  KKM’nin Hazine’ye olan yükü kadar bir kısmın döviz bozdurarak sisteme girenler sebebiyle merkez bankası tarafından karşılandığı düşünülürse yıl sonuna ortalama olarak 180 milyar TL civarında bir yük oluşacağını hesaplamak olası.  Bu da daha KKM çıkarıldığında yapılan uyarıların, korkuların gerçekleştiğini, faiz artırmamanın kamuya ve halka olan maliyetinin faiz artırmanın kat be kat üstüne çıktığını, çıkacağını konu alıyor. 

Gelir performansı: Enfasyon şişkinliği yanında trend değişimi

Gelir tarafının detaylarındaysa, yılın ikinci yarısı ile ilk yarısı içinde mühim değişimler yaşanacağı anlaşılmakta.

Dahilde alınan KDV ve gelir vergisi haziran ayında senelik artışları %49,8 ve %65,8’le hem enflasyonun bununla beraber diğer gelir kalemlerindeki artışların çok altında. Bu da ekonomideki ivme kaybının yansıması. Fakat düşük ürem kararı tüketicilerin mala akını ve doğal olarak mecbur masraflar diğer kalemlerde güçlü performanslarla sonuçlanmakta.

İthal’den alınan KDV’nin haziranda %154 ve ilk altı ayda %130 artması dış ticaret açığındaki büyümenin ithalat patlaması sebebiyle devam ettiğinin göstergesi.  Ve tek başına cari fazla hedefleyen Yeni Ekonomi Modeli’nin çalışmadığının da bir kez daha ispat edilişi. Fakat hükümetin artık YEM’den dönüşü de mümkün görünmüyor.

2022 ikinci yarı seçim tesiri beklenmeli

Ek bütçenin alelacele kabul edilmesinin arkasından kabaca 10 ay kaldığını varsayabileceğimiz seçim geri sayımı döneminde bütçe disiplininde gevşeme makul bir beklenti olur. Enflasyonun %78’den %90 civarına yöneleceği bir kaç ay arasında gelirler tarafında karmaşık bir fotoğraf karşımıza çıkacak. Enflasyondan arındırıldığında vergi gelirlerinde artışın düştüğünü, harcamalar tarafının ise artmaya devam ettiğini izleyeceğiz.

Bütçe açığı GSMH’nin 2022 sonunda %5’e doğru yönelmesi eşliğinde de TÜİK’in açıkladığı TÜFE enflasyonu dahi aşırı gevşek para politikasını gevşek maliye politikasının eklenmesiyle 2023 ilk çeyrekte üç haneye ulaşmış olacak.

GA.

 

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

İçeriğimize oy verin

Yorum yapın