ANALİZ: Erdoğan seçim kazanırsa ne olacak?: 2022

Merhaba, 

Türkiye’nin kaderini belirleyecek seçimlere en çok 8 ay kaldı. Anketlerde hala Kılıçdaroğlu Erdoğan’dan  daha fazlasını kazanıyor, TBMM’nde ise AKP-MHP’nin Altılı Masa ve  HDP karşısında muhalefete düşmesi en muhtemel senaryo. Fakat,  seçim kazanma üstadı Erdoğan’dan hiç bir vakit umut kesilemez. Üstelik, Erdoğan’ın elinde seçim kazanmak için TCMB matbaası ve Hazine’nin kaynakları var. Bu yüzden bir takım yazar Erdoğan bir defa daha seçim kazanırsa Türkiye’de yaşanacakları incelemeye başladı. Bu derlemede FÖŞ’ün hususi raporu, İbrahim Kahveci ve Fatih Özatay’dan alıntılar yaparak Gerçek Yerli ve Milli Türkiye’nin şekl-i şemailini göstermeye çalıştık.

 

FÖŞ ne diyor?   Erdoğan başkan, AKP-MHP TBMM çoğunluğunu sağlarsa olacaklar

  • İran benzeri uzun soluklu protestolar gözlenebilir.
  • Ekonomide İslami, katılım veya faizsiz bankacılık periyodu adım atar.
  • Yüksek bütçe açıkları sürer, şu sebeple Erdoğan 2024 yılında belediye seçimlerini de kazanmak ister.
  • KK ve Akşener hapse yollanabilir, ya da siyasetten men edilir.
  • CHP kontrolündeki büyükşehir belediyelerine kayyım atanır.
  • Ekonomi merkezileşir, doğrusu eski Sovyet türü bir kontrol ve kumanda ekonomisine döneriz.
  • Türkiye geri dönülmesi zor biçimde yüzünü Çin-Rusya ittifakına doğru çevirir.
  • Vadesi gelen dış kredilerin yenilenmemesi sonucu (kapital kontrolleri ilan edilse dahi) başlamış olacak spot döviz talebi ile ödemeler dengesi krizi kaçınılmaz olur.
  • 2024 yerel seçimleri öncesi Erdoğan’ın oy kazanmak için Batı’yla ipleri tümden koparması, ya da Ege yada Suriye’de çok pahalı serüvenler araması olasılığı yükselir.

 

Fatih Özatay:  Hedef tek banka mı?

Türkiye’nin riskini çok daha çok artıracak önerilere giderek daha çok şahit oluyoruz. Yazının başında sözünü ettiğim röportajda TCMB’nin bankaları haftalık vadede fonlamak yerine daha uzun vadeli fonlaması isteniliyor.  (Tüm makaleyi okumak için linki tıklayın)

Gerekçe de TCMB’nin kısa vadeli fonlama tercihi sebebiyle gerçek sektörün uzun vadeli finansmana erişememesi.

ne ilk bu tür bir talep ne de son olacak. Üstelik ‘kalkınmacı merkez bankacılığı’ falan şeklinde şatafatlı adlar altında zaman zaman karşımıza da çıkmıyor değil.

İşin riskli tarafı şu: TCMB’yi nerede ise doğrudan şirketlere uzun vadeli kredi açar hale getirmekle özdeş bu teklif. TCMB bankalara veriyor, bankalar da şirketlere. Önemli bir parasal genişleme demektir.

Bazen ‘abartmak’ iyidir: Gelin bu öneriyi abartarak uç noktaya götürelim. Şu: Ticari bankalar ortadan kalkıyor ve TCMB aynı zamanda mevduat toplayan ve kredi veren bir bankaya dönüşüyor. Slogan da hazır: “Tek millet, tek para, tek banka”.

Bir merkez bankasının uzun vadeli ve elbet enflasyonun fazlaca altında düşük faizli kredi vermesinin ‘limitte’ gideceği netice bu şekilde ele alınabilir. Ne tür bir ahbap çavuş ilişkilerine yol açacağını, nasıl bir parasal genişlemeyi ve dolayısıyla enflasyonu tetikleyeceğini siz düşünün.

Bu abartı çok komik ve saçma gelebilir size. Ama bunun olası bulunduğunu söylesem?

Merkez bankalarının ‘sayısal (digital) merkez bankası parası’ çıkarmalarının ne gibi sonuçlar gerektireceği hakkında ciddi araştırmalar yapılıyor. Bir alternatif, sayısal paranın kullanımının her insana açık olmaması. Bir diğeri ise herkesin kullanımına açık sayısal para. Bu ikincide hepimizin merkez bankasında hesabı oluyor. Her türlü alışverişte kullanılabiliyor bu sayısal para.

İkinci alternatif geçerli olsun. Bir finansal gerginlik dönemi yaşandığını düşünün. Küresel kriz esnasında birtakım ülkelerde ‘bankalara hücumun’ kıyısından dönüldüğü hatırlardadır. Bu tür dönemlerde bankalardan mevduat çekilip nakit tutulabiliyor. Bu nakdi nerede tutacaksınız? Evde tutarsanız hırsızlık kaygıları ağır basabilir.

Oysa merkez bankasında hesabınız var ise tereddüt etmezsiniz; bankadan çekip merkez bankasına yatırabilirsiniz. Dolayısıyla, sayısal merkez bankası parasının varlığı, böyle dönemlerde bankalardan para çekilişini hızlandırabilir. Ticari bankadaki hesabınızdan merkez bankasındaki hesabınıza aktarabilirsiniz parayı. Böyle koşullar, ‘tek bankaya’ dönüşümünün hızlanacağı koşullar.

 

İbrahim Kahveci:  Seçimden sonra ne olacak?

 

Tam bir yol ayrımındayız. Hani tabiri caiz ise kendi kaderimizi kendimiz belirleyeceğiz… Sonrası için kimse “kader” diyemeyecek.

Belki de demokratik son seçimleri yapacağız.

(Önce), Bakkal amca yerine Putin Amca geliyor. Ne vakit ödenecek bu doğalgaz parası: 2024… Yani seçimden hemen sonra.

 

EPİAŞ verilerine göre elektrik toptan fiyatı (ekim ayı) 3,55 lira. Bu elektrik bize ne kadar satılıyor derseniz derhal aktarayım: Yaklaşık 2,0 lira civarı bir fiyattan.

Oysa elektrik eskiden toptan fiyata ek olarak iletim, dağıtım, yitik-kaçak ve vergiler eklenerek satılırdı.

Seçim sonrasını bekleyen ancak zamlar değil… Asıl sistem tıkanacak.

Benim en çok fakat en çok korktuğum yer de tam burasıdır. Kısaca anlatayım:

MB yine faiz indirdi. Fiyat artışlarının yüzde 150’lere vardığı yerde faizi 1,5 puan indirerek 12,0’den 10,5’e çekti.

Çok iş başardı tabi.

Şimdi mevduat faizi de aynı paralelde düşüyor. Asıl suali soralım: Fiyat artışlarının yüzde 150›lerde dolaştığı yerde kim parasını yüzde 15 getiri üstünden tutum eder ki?

Bakın son günlerde devamlı dikkat çekiyorum: TL tasarruf payı bir sene önceye bakılırsa yüzde 42’lerden yüzde 24’lere geriledi. Seçimden sonra kredi verecek TL bulunabilecek mi?

Ya da ikinci sual: Bankalar tıpkı tecim erbabı benzer biçimde sermayelerini gerçek olarak eritmektedir. Şöyle izah edeyim: 750 milyar TL varlıklarının enflasyon oranında korunması için en az bir o denli para kazanmaları icap eder. Ama kazanılan para onca gürültüye karşın bunun yarısı civarındadır.

Seçimden sonra bankaların kredi teminatı olarak güvence fonları kalacak mı? Yani seçimden sonrasında bankalar kredi verecek mali güçlerini kaybetme tehlikesi ile karşı karşıya kalabilirler.

Aslında sistemin kendi kendini bitirecek bir yapıda ilerlediğini herkes biliyor. Buna İNEK piyasası örneğini vermiştim.

Yeniden izah edeyim: Gıda Komitesi enflasyonla savaşım ismi altında pişmemiş süt fiyatını düşük tuttu. Bu düşük fiyat sayesinde süt ve süte bağlı ürün tutarları görece düşük kaldı. Ama aynı zaman arasında zarar eden süt üreticileri süt ineklerini kesime yollayarak et haline getirdiler.

Kısa bir müddet ne oldu: Süt tutarları düşük kaldı, bu sayede süt ürünleri de düşük kaldı. Aynı vakit içinde et ineklerinin yanında süt inekleri de kesime gittiği için et tutarları da düşük kaldı.

Ama bir an geldi ki ortada ne süt üretecek inek ne de et ihtiyacını karşılayacak inek kalmamıştı (sayıları balans seviyesinin altına düştü)

Ve bu günlerde birden hem süt hem de et tutarları normal dışı zamlanmaya başladı. İşte bunu anlamak ve çözmek için anlık duruma değil, gidişata ve sonrasına bakmak gerekiyor.

 

Kaynak linki burada

 

 

FÖŞ anlattı:  Seçim Ekonomisi Başladı. Kimler kazanır? Kimler kaybeder?

 

Cüneyt Akman:  Merkez Bankası faizi düşürdü dolar planı tutacak mı?

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın