Büyük şüphe: Borsada milyarlarca liralık manipülasyon mu yapılmış oldu?: 2022

Merhaba, 

Borsa Temmuz’dan bu yana tarihinin en süratli rallisi peşinden, sert bir çöküş yaşadı.  Bu benzeri olmayan oynaklığın nedenleri mevzusunda yüzlerce yorum yapıldı, yüzlerce YouTube videosu çekildi. ParaAnaliz uzmanları Cüneyt Akman ve FÖŞ de görüşlerini anlatım ettiler.

 

Nihayetinde, neler yaşandığı mevzusunda iki değişik tezle karşılaştık. İlk teze gore Borsa’da zamanı ralliyi hükümete yakın kaynaklar, Rus ve Arap parasını koordineli olarak birtakım hisselere yönelterek başlatmıştı.  Özel temaslarımızda elde ettiğimiz izlenime nazaran ise, hareket birkaç çok büyük mali varlığı olan spekülatörün ortak tasarrufu olup siyasi boyutu yoktu.  BirGün Gazetesi muhabiri  Hava Gümüşkaya’ya bakılırsa: “Borsada son iki ayda yapılan manipülasyonlarda ilk batan, minik yatırımcı oldu. Uzmanlar, yaşananları en büyük manipülasyon olarak değerlendirirken SPK, birkaç sıska hamle ile yetindi. Erdoğan’a yakın isimlerden bir aracı kurumun yapmış olduğu alımlar  dikkat çekici”.

 

Borsa’da neler yaşandığını tam olarak çözmemiz birkaç ay alacak. Ancak, girişte sunduğumuz iki teori farklı gelecekler vaat ediyor. Eğer ralli bir hükümet girişimi ise, seçim yaklaştıkça tekrarlanması oldukca muhtemel. Eğer bireysel bir tasarrufsa, başlatanlar minimum küçük yatırımcı kadar zarar gördü ve bir kere daha denemez.  FÖŞ’e gore yaşananlar hükümetin yeni tasarrufları dolardan uzak tutup TL cinsinden varlıklar yöneltme girişimiydi, tekrarlanacak.

 

Bakalım Havva Gümüşkaya neler yazmış:

 

Borsada bilhassa bankacılık hisselerinde yaşanmış olan sıradışı yükseliş tersine döndü. Sermaye piyasası uzmanlarına gore son iki ayda yaşananlar organize ve aleni bir manipülasyon. BIST100 endeksi ağustos başından 13 Eylül zirvesine kadar yüzde 40 civarında prim yaparken endeksin içindeki ayrışma keskin ve şaşırtıcı. Bankacılık sektörüne dair, yıl başından beri bankaların aleyhine birçok tertip ve kısıtlama yapılmışken banka pay senetleri fiyatlarında 30 işlem gününde yaşanmış olan yüzde 135’lik yükseliş ve yükselişin kaldıraçlı pozisyonlarla beslenmeye devam etmesi, borsa takas ve güvence sistemini riske etmesi endişeleri artırdı.

 

Özellikle kârlılık olarak en kötü performansı yayınlayan kamu bankaları pay fiyatlarının tuhaf bir biçimde, günlerce devam eden tavan fiyat serileriyle yükselmesi, son birkaç gündür ise taban fiyata çakılmaları, böylece birçok yatırımcının ve piyasa katılımcısının büyük zarara uğratılması, takas sistemi riskinin tehlikeli boyuta gelmesine bütün yönleriyle mercek tuttuk.

 

EKONOMİ YÖNETİMİ FON YÖNETİCİSİ GİBİ

 

Ekonomi yönetiminin ortalama bir aydır halkı borsaya yönlendiren spekülatif açıklamaları dikkat çekici. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati toplumsal medya üzerinden evvela ağustos ayında son olarak da 11 Eylül’de borsadaki rakamlar ile ilgili adeta bir fon yöneticisi benzer biçimde değerlendirmelerde bulundu.

 

23 Ağustos’taki açıklamasında döviz kuru ve öteki emtianın getirisinin enflasyonun altında olduğu anlatım ederek “Vatandaşlara şu an en çok getiriyi getiren Borsa İstanbul. Vatandaşlarımızın nereye kanalize olacağı fazlaca aleni” diyen Nebati, 2 Eylül’deki paylaşımında Borsa İstanbul’un yerli ve yabancı yatırımcının güvenle yatırım yapmış olduğu bir mecra haline geldiğini, borsanın son dönemdeki performansıyla diğer gelişen ülke borsalarından ayrıştığını ve “İlerleyen dönemde de bu kuvvetli seyrin sürmesini beklediklerini” söylemişti. 11 Eylül’de paylaşmış olduğu tweetlerde “BIST100 endeksi, 1 senelik süreçte yüzde 142 yükseliş kaydetti. Bu yükseliş, Borsamıza ve şirketlerimize duyulan güvenin en aleni göstergesidir” diyerek borsada yaşanmış olan yükselişi ekonomide artan üretim ve istihdam kapasitesine dayandıran Bakan Nebati, “Borsa İstanbul, halka açık şirketlerimiz ve yatırımcılarımız açısından her geçen gün daha da cazip hale geliyor” ifadelerini kullanmıştı.

 

Bakan Nebati’nin borsa tavsiyesinden 13 Eylül zirvesine BIST100 Endeksi’nde yükseliş yüzde 20’ye yaklaştı, bankacılık endeksindeki yükseliş ise neredeyse yüzde 63 oldu.

 

Sermaye Piyasası Uzmanı Kenan Gözlemci’ye göre Bakan’ın borsa tweetlerinin başta kamu bankaları olmak suretiyle bankacılık hisselerinde yaşanmış olan tuhaf yükselişle paralellik arz etmesi, beyanat ve tavan fiyatlarının peş peşe gelmesi tuhaf bir tesadüf: “Bakan’ın kendine artı puan yazdırmak için Borsadaki yükselişi ekonomik başarıya dayandırmaya çalıştığını varsayarsak, makroekonomik görünümün yatırımcıya anlattığı hikâyenin farklı olduğunu söylemek zorundayız.”

 

Gözlemci’ye bakılırsa makroekonomik tempo ve bankacılık sektöründe olumlu bir değişim söz mevzusu değil.

 

Bankacılık sektöründe KKM, Merkez Bankası’ndan ucuz borçlanma imkânı ve TÜFE’ye endeksli Hazine tahvili gelirlerinin desteklediği şişkin kârlar ilk bakışta dikkat çekse de terazinin diğer kolunda ağır yükler var. Şartların karşılanmasına karşın enflasyon muhasebesinin uygulanmaması nedeniyle banka bilançoları bir seviyede yanıltıcı. Özellikle kamu bankalarında sorunlu kredilerin rakamlara yansıyan oranların fazlaca üstünde olabileceği piyasada sıklıkla dile getirilmekte. Ayrıca, sektörün kompleks, serbest piyasa prensiplerinden uzaklaşan ve yapboza dönmüş kurallar altında ezilmesi, iktisat yönetiminin bankalara mevduat toplama ve kredi kullanımıyla alakalı sürekli müdahale etmesi gibi olumsuzluklar düşünüldüğünde, banka hisselerinde ralli sonrasındaki fiyatlamanın ne kadar realist olduğu düşündürücü.

 

MANİPÜLASYONDA İLK KURBANLAR BATTI

 

Başta kamu bankaları olan Halkbank ve Vakıfbank olmak suretiyle tüm bankacılık sektörü pay fiyatlarında böyle kısa sürede ortada hiç bir geçerli bir niçin yokken yüzde 250’lere varan yükselişlerin olmasındaki en büyük kolaylaştırıcı etken Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası’ndaki (VİOP) kaldıraç oranları oldu.

 

VİOP, yatırımcılar tarafından bilinen sadece borsaya egemen olmayanların uzak olduğu bir terim. En temel ifadeyle vadeli muamele sözleşmelerinin alınıp satılmış olduğu organize piyasalar olarak tanımlanıyor.

 

Sermaye Piyasası Uzmanı Gözlemci, VİOP’daki kaldıraç oranlarıyla birlikte son iki ayda yaşananları şöyleki özetliyor:

“Banka hisselerinde borsa tarihinde görülmemiş manipülasyonun failleri önce banka hisselerinde spot piyasadan fiyat yükseltmeden bir kısım pay toplayarak tahtanın boşluğunu aldılar. Bunu yaptıktan sonra bu sefer VİOP’da kaldıraç kullanmanın avantajıyla teorik fiyatın üzerinde uzun pozisyon almaya başlıyorlar ve doğal olarak bu durumda arbitraj şu demek oluyor ki faiz oranları arasında ayrım oluşuyor.

 

Bu farkı gören arbitraj fonları kuramsal faizin üstündeki faizden istifade etmek için VİOP da kısa, spot piyasada uzun pozisyon alarak spot piyasadaki fiyat yükselten konumuna girdiler.

 

Bu arada spot piyasayla vadeli piyasa arasındaki tuhaf faizi gören bir kısım piyasa oyuncuları, VİOP’da tek taraflı kısa pozisyonu alıyorlar. Bunlar bu manipülasyonun ilk batanları sıfatıyla en zavallı kurbanları oluyor.

 

Bu batanlardan kazanılan para ile senaryonun failleri yeni uzun pozisyonlar açıyorlar faizi de yükselterek, doğal bu yeni arbitraj fonlarını getiriyor.

 

Bu sistem spotta yüklü pay sahibi yatırımcıların süratli satışa geçmedikleri sürece kendi kendine yürüyen bir sistem, ta ki bir banka munzam sandığı veya bir yatırım fonunun ani ve yüklü satışına kadar. Nitekim hafta ortasında yaşanan da bu.”

 

SERMAYE PİYASASI KURULU SAĞIR, DİLSİZ

 

Peki, hepsi olurken Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ne yapmış oldu? Gözlemci’ye bakılırsa SPK, sıska birkaç adım haricinde piyasada olup biteni izlemekle yetindi. Gözlemci durumun tuhaflığına şöyle vurgu yapıyor:

 

“Herhangi bir hisse senedi birkaç gün tavan fiyat seviyesinden kapattığında aksiyon alan yahut “izliyorum” sinyali veren Kurul’dan, başta amme bankaları olmak üzere bütün bankacılık sektörü pay fiyatlarında alışılmadık yükselişin yaşandığı bu süreçte, nispeten iki küçük özel banka hisse senedi işlemlerinde brüt takas ve kredili muamele yasağı tedbiri getirmesi dışında yatırımcıyı, takas sistemini korumaya dönük hiç bir tedbir almayan sessiz, nereye baktığı belli olmayan hali çok garip bir vaziyet.”

 

 

Bu süreçte Takasbank’a da dikkat çeken Gözlemci, şöyle devam ediyor: “Birçok aracı müessese, durumu farkına varır etmez müşterilerini ve kendilerini kaldıraçlı işlemlerin yaratacağı zarar riskinden korumak için VİOP başlangıç teminatlarını artırmalarına karşın SPK’nin bu işlemlere dair hiçbir tedbir almaması, takas sistemini ve pozisyon risklerini takip eden Takasbank’ın da haftalarca tavan tavan giden bankacılık kontratlarında başlangıç teminatı tutarını yükseltmemesi de ayrıca sorgulanması gereken bir garip kısım.”

 

Meslek hayatı boyunca böyle bir manipülasyonla karşılaşmadığını belirten Gözlemci “Şimdi sermaye piyasasındaki hepimiz zarar ziyan tespit hesabı içerisinde. Binlerce yatırımcı varlıklarını tüketti, en oldukca dört gözle beklenen de sistemin takas riski. Bu büyük manipülasyonu yapanlar açısından hemen hemen maç bitmedi, onların da durumu iştirakçilerinin mali gücü ile alakalı olacak. Her şeyi görmesi ihtiyaç duyulan SPK ise sağır, kör ve dilsiz” değerlendirmesinde bulundu.

 

 

YK Yatırım Strateji Notu:   Dört Sütun

 

Doç Dr Evren Bolgün: Borsa’da Başdöndüren Hareketlerin Perde Arkası

 

Financial Times: Türkiye’ye nereden para geliyor?

 

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın