Çetin Ünsalan: Bakan görmüyor: 2022

Merhaba, 

Çok garip bir durum ile karşı karşıyayız. Ekonomide sorunların olduğu açık. Fakat ne hikmetse bırakın bunları aşmak için çözüm sürecine girmeyi, daha sorunların varlığını kabul etmeyen, hatta reddeden, sorunu söyleyeni de karamsar olarak nitelendiren bir yaklaşım ile karşı karşıyayız.

Aynı mantıkla futbolcusunun performansını eleştiren teknik direktörü, hastalığınıza teşhis koyan doktoru, kg problemi sebebiyle sıhhat sorunları yaşayacağınızı söyleyen bir diyetisyeni, yanlışları söyleyen bir anne babası, hatta sürücüye kurallara uymadığı için kaza riski bulunduğunu özetleyen bir trafik polisini bile karamsar ilan edebilirsiniz.

Hatta öylesine araştırmaya değer bir ruh hali laf mevzusu ki, sorunu dile getirmek, eleştirmek, devlete karşı olmakla eşdeğer tutulur oldu. Elbette devlet ile hükümet arasındaki farkı çözemeyen bir zihniyetin bunu dile getirmesi oldukça önemli değil, ama sorunları çözümsüzleştiriyor.

Çünkü terör örgütüyle masaya oturulduğunda da, eski ortak yeni terör örgütüyle kol kola Silivri yaratıldığında da, dünyadan gelen sıcak parayla insanlara düzmece cennet yaşamı yaşatıp, ülkeyi üretimsizleştirdiklerinde de, İstanbul başta olmak üzere şehirleri beton yığınına dönüştürdükleri konusunda uyarıldıklarında da ve nicelerinde her söylenene aynı yanıtı verdiler. Bu yüzden dikkate almaya değmez. Ama birileri egosunu doyum edip, sonrasında yanıldığını açıklayacak diye zaman kaybediyoruz.

Mesela Hazine ve Maliye Bakanı Nebati, bir konuşma yapmış oldu; insanın ‘ben de o ülkede olmak isterim’ diyesi geliyor. Bakan halen, dünyayla bizi karşılaştırma edip, zor zamanlarında insanlara karşılıksız para dağıtan ülkelerin yaşadığı enflasyon problemiyle, insanını borca batıran yaklaşımı mukayese etme ısrarını sürdürüyor.

Mesela büyümeden bahsediyor. Yüzde 5’in altında bir büyümenin Türkiye için yoksulluk ve işsizlik anlamına geldiğini bilmiyor olabilir. Ama dış tecim açığı verip, yurtdışından alınan sendikasyon borçlarını kredi olarak dağıtıp borçla meydana getirilen harcamanın neticesinde çıkan rakamların gelişme değil şişme bulunduğunu anlayamıyor.

Rakamları, istatistikleri duruma bakılırsa ayarlayıp, sonrasında kendi kurguladığı rakamlara inanıp, insanların da, yaşamış olduğu gerçekleri göz ardı ederek inanmasını beklemek bence ekonomik değil, psikolojik bir sorun. Ama bu ruhsal vaka bizi beraberinde sosyolojik travmalara taşıyor.

7 TL’den çıkan sıvıyakıt fiyatlarının 30 TL’den dönüp 22 TL’de bugün için demirlemesini övünecek bir şey benzer biçimde görebiliyor örneğin. Aynı konum kur de ilgilendiriyor. 5,5 TL’lerden çıkmış kurun 18 TL olmamasının başarı bulunduğunu zannedebiliyor.

Yurtdışında ortalama çalışanların yüzde 4’ü asgari ücret alırken, bizde her iki kişiden biri bu baremde çalışırken açlık sınırının altında, zaruret sınırının 17 bin TL gerisinde bir rakama mutlu olunmasını isteyebiliyor.

Faizi düşük tutup, kimsenin bu faize uymamasını, ülkede bankalar ile gerçek sektörün birbirine girmesini, işi olmayan sayılmayanlarla işsizlik rakamını düşürüp, işi olmayan kalanların yok sayılmasını, sağdan soldan ayrıcalık dağıtıp borç para alınmasını, mahkemelerde icra dosyası sayısının 24 milyon adedi aşmasını garipsemiyor veya görmezden geliyor ve daha garip olan, bir de takdir edilmek istiyor.

Bence biri Bakan’ı uyandırsın. Çünkü bu kadar belirgin bir yaşanmışlık varken, 6 ay uyunmasını öneri etttiği uykudan kendisi uyanamamış gözüküyor. Belki de insanların uyuduğunu varsıyor. Ama bakkala gidip ekmek aldığınızda görülen fiyat, insanların çoktan uykusunu kaçırdı. Bakan, görmüyor.

 

cetinunsalan@yahoo.Com

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın