Çetin Ünsalan: Borç sarmalı büyüyor: 2022

Merhaba, 

Ülke, sokakta bir vatandaşın eşiyle birlikte verdiği röportajı konuşuyor. Adam, ekonomide her şeyin yolunda bulunduğunu, yaşananların dünyadan kaynaklandığını ve şükretmemiz gerektiğini dediği anda, muhtemelen canı burnunda olan eşi devreye giriyor.

Pazara, alışverişe kendisinin çıktığını, eşinin dünyadan haberi olmadığını, hatta azca ilkin ulaşım kartı için kendisinden para istediğini, cebinde para dahi olmadığı gibi, kendi cüzdanında da 5 TL olduğunu dile getiriyor.

Adam durumu kurtarmaya çalışıyor fakat eşi ısrarlı. Olan biteni ortaya döküyor ve aslında ekonomik anlamda ne kadar büyük bir dram yaşandığını gösteriyor. Yanlarında iki çocukları var. Adam ise halen siyaset derdinde; çocuklarının bakışlarını bile ayrım etmiyor.

İşte işin özü bu. Kim, niye, neden kendi sorunlarına yabancılaşır ve kendisine hizmet vermesi gereken insanları savunur noktaya gelir algılamak güç. Tıpkı, akşam evine çorba götürecek parası olmayan bir ferdin, taraftarı olduğu takımın 20 milyon dolara futbolcu almasıyla övünmesi şeklinde.

Bir toplumda yurttaş, birey yaratamazsanız, ait yaratırsınız. Orada kimliğini bulur ve o kimliği kaybettiğinde de yok olacağına inanır. İşte camianın en tehlikeli kesimi budur. Kendisine yabancılaşan, asil, vekil ilişkilerini karıştıran, kimlik derdine düşüp, yanlışları görmezden gelen insanların bilinçlenmesi lazım.

Şahsi olarak bir zanaati, marifeti olmayan insanoğlu yaratırsanız, onlar da şucu veya bucu olmanın derdine düşerler. Oysa olması gereken sadece vatandaş kimliğidir. Çünkü sistemli çalışan, varlıklı ve sevinçli ülkeler sadece bu yolla yaratılabilir.

Şu an ülkenin ekonomik durumunu iktisatçılara bırakın. Kendi ekonominiz alarmı çalıyor, ona kulak verin. BDDK verilerine bakılırsa 81 ilde son bir yılda kredi kartlarında yaklaşık yüzde 85, ek hesaplarda da yüzde 64 borç artışı görüldü.

Savunması ne? Borç yiğidin kamçısıdır. Zaten bu kafa ülkeyi borç batağına sürükledi. Oysa borcun yiğidi kamçılamadığı, dövdüğü görülüyor. Zira aynı araştırmaya göre batıklardaki ortalama artış hızı yüzde 69 oldu.

Tüketici Birliği Federasyonu’nun açıkladığı araştırma neticeleri ise bundan da ürkütücü. “Araştırmalara bakılırsa her 100 kişiden 41’i aylık harcamalarının yüzde 75’inden fazlasını kredi kartı ile yaptıklarını söylüyor.”

Ve bu tabloda vatandaşın yüzde 33’ünün kredi kartını zamanında ödeyemediği belirtiliyor. Daha ilgi çekici bir netice var. Kartı takibe düşenlerin yüzde 53’ü nakit çekim yapıyor. Yani bildiğiniz yetmeyen gelirini faizle borçlanarak tamamlamaya çalışıyor.

Vatandaşın durumu bu da şirketlerinki farklı mı? Ne yazık ki hayır. Hatta kamu yönetiminin bile ek bütçe yapması, kredi kartından nakit çeken bir vatandaşın durumundan değişik bir anlam taşımıyor. Türkiye’nin bu ödenemeyecek borç sarmalına acilen bir çözüm bulması gerekiyor. Aksi takdirde sonuçları sadece bir borçlunun batmasından daha ağır olur.

cetinunsalan@yahoo.Com

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın