Çetin Ünsalan: İhracat fanatizmi zehirliyor: 2022

Merhaba, 

Bir ülkenin ürettiği malları dünyaya satması önemli mi? Önemli. Yani ihracat bir ülkenin gelirlerinin arttırması, refahı yakalaması için en önemli kriterlerden biri. Dünyadaki büyük ekonomilere bakmış olduğunuzda da bunun doğru bulunduğunu görürsünüz.

Fakat meseleye üretim yapınıza bakmadan, yatırım dallarınızı sorgulamadan, planlama yapmadan yaklaşırsanız, ihracat yaparken ekonominin zehirlenmesi sonucunu yaratırsınız.

Ne yazık ki Türkiye’de son 20 yıldır dış ticareti yok sayıp, mevzuyu ancak ihracattan ibaret gören ve sadece ihracat rakamlarına odaklanan bir seka üreterek, satarak zarar etmemize, hatta üstüne bir de finansman sıkıntısı çekmemize neden oluyor.

Sonradan aşağı yönlü revize edilen 2023 yılı 500 milyar dolar ihracat hedefinizi hatırlıyor musunuz? Onu tutturmak olası olmadı fakat bu iyi mi fena mü oldu tartışılır. Çünkü kurguyu değiştirmeden salt rakama odaklanırsanız, neticeleri acı oluyor.

O süreçte yaptığım hesaplamalara nazaran, aynı mantıkla sergilenen bir dış ticaret anlayışında 500 milyar dolar ihracat hedefini yakaladığımız gün 750 milyar dolarlık bir ithalat gerçeği, 250 milyar dolarlık dış tecim açığı önümüze geliyordu ve bu da yaklaşık 200 milyar dolarlık cari aleni problemi demekti.

Konuya buradan baktığınızda insanın ‘iyi ki yakalamadık’ diyesi geliyor. Çünkü rakamlar ekonomisine inananlar, sadece T cetvelinin gelirler hanesine bakmış olduğu için başımızı belaya sokmaktan başka bir netice yaratmıyor.

Çünkü ihracatın kelime anlamını özümsemekten mahrum bir zihniyet ile karşı karşıyayız. Bir ülke tüm envanterlerini yapar; kendi ihtiyacı kadar üretir. Yani ihraç etmiş olduğu malı, sonradan ‘ihtiyacım var’ diyerek ithal etmez.

Sonrasında pazar bularak fazla üretmenin, kapasite arttırmanın ve ihraç etmenin yollarını arar. İşte ihracat budur. Yani üretip, ihraç edip, sonrasında da o ürüne ihtiyacın bulunduğunu anlayıp ithal ediyorsan ona dış tecim değil; işbilmezlik denir.

Yetmedi… Ürettiğin mamüllerin ara üretimlerinin de ülkende temin edilmesini sağlar, böylece hem ünite kazancını arttırır; hem ekonomiye dinamizm katar, arz güvenliğini yakalayıp, ürünün de geliştirilmesi için ortak ar-ge süreçleri yaratırsın.

İş burada bitmiyor. Sonrasında bu inceleme geliştirme iklimi yardımıyla, yeni mamüller yaratır veya mevcut mamüllerin farklılaşmasını sağlayarak, alternatifsiz kılıp; fiyatının yukarı çıkmasını sağlarsın.

Gerekli planlamayı yapmazsan, bir üretim fetişizmi içinde üretimi anlamadan, bir ihracat fanatikliği gölgesinde dış ticareti bilmeden meydana getirilen faaliyeti, sayılara bakıp başarı diye satamazsın. Ona iktisatta gizli batkı yahut Anadolu tabiriyle boşa kürek çekmek deniliyor.

Üretiyoruz; ihracatımız patlıyor diye anlatılırken, son gelen veriler bizlere hiçbir şeyin değişmediğini, değişmediği gibi gizli iflasın boyutlarının da arttığını ortaya koyuyor. Sadece bu yılın ocak-eylül döneminde, yani Cumhuriyet tarihinin rekoru diye satılan ayların toplamında ne yapmışız?

Son dokuz ayda dış ticaret açığımız 83 milyar dolar oldu. Daha da kötüsü ihracatımız yüzde 17 artarken, ithalatımız yüzde 40,4 yükseldi. Yani aynı şeyleri yapıp, farklı sonuçlar bekliyor; kilogramı 1,3 dolar ortalamadan mal satıyor ve bunu başarı diye satıyoruz. Sonuç mu? İhracat fanatizminin ülkenin ekonomisini zehirlemesi…

 

cetinunsalan@yahoo.Com

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın