Çetin Ünsalan: Tersten okurken…: 2022

Merhaba, 

Ekonomiye ait gerçekler yüzümüze vurdukça, zorlama metotlar ardında koşmaya, daha da ilgi çekici olanı, mecburiyetten yaşananları kabul ederken, ‘fakat yeniden de’ diyerek kurulan cümlelerle hayalperest olma tavsiyesinde bulunmaya devam ediyoruz.

Önce başkanlık sistemi diye ortaya çıkıldı. Sonra bunun aşırı kontrol içeren bir yapı olduğu anlaşılınca, yarı başkanlık denildi; kimse doyum olmayınca Türk tipi başkanlık denendi; olmadı Cumhurbaşkanlığı idare sistemine bağlandı.

Faiz, döviz, enflasyon üçgeninde kontrolü kaçırdık. Ardından baktık olmuyor, Türk modeli diye bir şey icat ettik, model planlama pratiği olmadığından bir kaç bankacılık ürününden ibaret kaldı. Enflasyonu da, dövizi de, dolarizasyonu da patlattık. Yetmedi liralaşma diye bir terim bulup, sonucunda kur korumalı mevduat üzerinden şimdilik 85 milyar TL’lik bedel ödedik.

Enflasyonun yükseldiğini kabul etmedik. Ardından baktık olmuyor, tüm dünyada yükseldiği tezini savunmaya başladık. Kontrolden çıkınca, ‘bigün gelecek düşecek’ oynamaya başladık.

Ekonomiyi yeniden tanımlarken, gerçek sektör algısı gayrimenkul bile değil inşaattan öteye gidemeyince temenni sistemini bulduk. Para kesilince, kapı kapı dolaşıp aradık. Olmadı swap kanalıyla günü kurtarıp daha büyük bedellerin altına girdik. Ekonominin düzeleceği söylendiğinde, kaynak sorulunca gözlerdeki ışıltıyı atıfta bulunduk.

Fiyatlar kontrolden çıktı fırsatçı aradık. Kiralar kontrolden çıktı inşaat yapmak için para toplamaya başladık. Faizler düşmeyince lobi aradık. Ama günün sonucunda rakamların düzelmesini kalemle bile sağlayamadık.

Şimdi geldiğimiz noktada da yeni bir icat gelişti. FED’in faizleri arttırıp, enflasyon düşene kadar da artacağını dediği gün, dünyanın da ürem düşürmeye başlayacağını duyurduk.

Enflasyondaki yükselişin önüne geçemeyince son süreci saymazsak yüzde 8 – 9 civarında enflasyon olduğu söylemini geliştirdik. Dış ticarette açık, bağlantılı olarak cari aleni patlayınca enflasyon hesaplamasında olduğu şeklinde faiz ve enerji giderlerini yok saymayı öneri eden yaklaşımlarla karşılaştık.

Hatta dış ticaretteki açık yorumlanırken, aleni ve çarpık yapı kabul edildi ama ardından eklendi: Tersten okursak… Her şeyi tersten okuyorsak, düzünde sıkıntıların olduğu itirafı anlamına gelmiyor mu?

Her şeyin tersine bakmayı düşünüyoruz da, düzünde hata yapmış olabileceğimizi nasıl kabul etmiyoruz; bunu anlamıyorum. Bu yaklaşımlarımızla ‘böyle yapmayın’ denilerek dünya ekonomi geçmişine geçtiğimiz aleni. Bakın bu noktada en azından hedefi sonuç hoş olmasa da tutturduk.

Peki tüm bunları yaparken neyi unuttuk? Gerçekleri ve ekonomiyi yönetmeyi…

cetinunsalan@yahoo.Com

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın