Çetin Ünsalan: Türkiye ekonomisi nasıl kurtulur?: 2022

Merhaba, 

Zorlu dünya koşulları, geleneksel yaklaşımla finansın ulaşılabilir olmaktan çıkması ya da pahalı hale gelmesi, ekonominin daralması ortamında, ekonomik açmazları yüksek olan Türkiye ekonomisinin ne yapması gerekir?

Kapı kapı para aramak veya günü kurtarmaktan oldukça kalıcı bir reha için akıl yürütülmesi ihtiyaç duyulan bir süreçteyiz. Şayet bunu IMF şeklinde kuruluşlardan para umarak geçirirsek sonuç almamız olası değil. O zaman ne yapmak gerekir?

Öncelikle en eleştiri konu ne? Finansman… Çünkü yapmanız ihtiyaç duyulan işlerin de, atlatmamız gereken sürecin de anahtarı buradan geçiyor. Bu durumda acil fiil planı üstüne kurgulanacak bir ekonomik model tartışmamız lazım.

Zira bugünkü koşullarda altı boş çuvala para atmak için arayışa geçerseniz hem paraya ulaşamazsınız, bununla birlikte yetiştiremezsiniz. Bir noktada gelirlerinizi arttıramıyorsanız, giderlerinizi masaya yatırıp, deposu da doğru kullanmanın yollarına yönelmelisiniz.

Burada İstanbul ve Ankara Büyükşehir Belediyeleri’nde yapılan yöntem son aşama değerli. Yani bir ortamda kasaya para koyamıyorsanız, kasadan çıkanları mercek dibine almanız şart. Üstelik Türkiye bu konuda görece şanslı. Keza büyük bir finansal okuryazarlık sorunu arasında parayı kötü kullanan bir yapıya haiz.

Giderlerinizi, legal yahut yasadışı harcamalarınızı tespit edip, kaçakları, lüzumsuz ya da yanlış para aktarımlarını önlemelisiniz. Bu hamle kısa sürede bütçe kullanımında elinizi rahatlatacak ve dışarıdan aradığınız kaynağın aslına bakarsak içeride bulunduğunu görmenizi sağlayacaktır.

Yetmez… Ardından para arayışınızı doğru işlere çevirmelisiniz. Burada da iki antet ortaya çıkıyor. Dünyada paranın kısıtlı olduğu ortamda iki noktada kaynak sorunu yok. Bunlardan birincisi sürdürülebilir dünya veya muhit üzerine meydana getirilen dönüşümlerde, ikincisi de yeni ekonomiye müsait startup projelerinde…

Türkiye’yi bir startup gibi düşünerek projelendirmek icap eder. Bunun da iki başlığı var. Birincisi ülkedeki yenilikçi girişimlerin desteklenmesi ve bu yolla dünyada fonlar ve melek yatırımcılar başta olmak üzere benzer kesimlerin ilgisinin Türkiye’ye çekilmesi başarılabilir.

Hem bu girişimlere gelecek deposu, ülkenin ekonomik dinamosunu hareketlendirecek güce çevirebiliriz; bununla birlikte ülkeyi yine yapılandırırken, sektörel öncelikleri buraya verip, Türkiye’yi yatırım yapılabilir ülke haline dönüştürebiliriz. Kaynağın yönünün projeler ülkesi haline dönüştüğümüz anda buraya yöneldiğine kısa sürede şahit olmuş olursunuz.

Bir öteki nokta ise sürdürülebilir muhit başlığı… Dünyadaki finans kesimi bu konuda oldukca eli bol. Dünya sürdürülebilirliğine katkı için enerjiden sektörlerin dönüşümüne kadar rotayı buraya çevirirsek, ancak dönüşen değil, dönüştüren teknolojileri de üretmek için yatırım yapan bir hal alırsak, hem kaynağa ulaşırız; hem prestijimiz artar; bununla beraber sürdürülebilir bir ekonomi yaratacak sektörleri oluştururuz.

Sadece bu iki başlıkta bile finans sorunumuzu düzeltebiliriz. Yani giderlerini kontrol altına alan, bununla beraber borç isteyen değil, doğru projelere imza atan bir yaklaşım sergilemeliyiz. Yapıyı asla tartışılmayacak tarım öncelikli bir hamleyle desteklerseniz, hem üreten, ihtiyacını karşılayan, aynı zamanda bu alanda elini güçlendirirken, içte enflasyon başta olmak üzere sıkıntılarını aşmaya yönelen bir ülke görünümüne kavuşursunuz.

Elbette bunu yaparken de içe dönüp, sürecin yönetilebilmesi için vatandaşınızın ve küçük işletmelerinizin durumuna bakmalısınız. Şu an en mühim sıkıntı borcunu döndüremeyen yurttaş ve küçük işletmeler. Bu iki yapının borcu hızla kamulaşmaya doğru gidiyor.

O zaman bu yükü kamunun sırtına bindirmemek için zamana yaymalıyız. Faizlerini silip, ödenebilecek taksitlerle insanların ve küçük işletmelerin borcunu, en azından ana parayı kurtaracak seviyede kasaya koyacak bir yapıya kavuşturmak şart. Bunu da tekrar kredi vererek değil; ödenebilir taksitlerle borç yapılandırıp; alım güçlerini bütçeyi zorlasa da arttırarak yapabiliriz.

Çünkü bu iç piyasada hareketi de arttıracak ve vergi gelirleriyle kendisini sübvanse edecek bir sistemi de bununla beraber getirir. Elbette ödenebilir ve adil bir vergi sistemini de hemen devreye sokmak koşul.

Tüm bunlar hem Türkiye’nin rotasını düzeltecek, bununla birlikte vakit kazandıracaktır. Kazandığımız tarihi ne yapacağız? İşte orada da teknolojiyi de kullanarak en kısa sürede sanayi, ziraat ve iş gücü envanterlerimizi yapmış olup, öncelikli sektörlerimizi belirleyerek, geleneksel sektörleri de göz ardı etmeden, teknolojiyle donatarak verimliliği yakalayıp, kaynağı buraya yönlendirip çıkışa geçebiliriz.

Planlı bir ekonomi yaratırken, gelenekselden yenilikçi sektörlere kadar en büyük partner kim olmalı? Türk yazılım sektörü…  Bütün sektörlerin dibine yazılım temelli teknolojiyi koymalı, bunu yerli yazılımcılarla yapmalı ve işi bilakis çevirmeliyiz.

Bunların hepsi ayrıntılı bir halde açılabilir. Ben sadece bakış açısının ana hatlarını paylaştım. Teknoloji ve finansman çatısı dibine ekonomiyi kurgular ve hepsinin temelinde insan bulunduğunu unutmazsak, 1923 – 1938 mucizesi tekrar yaratılabilir. İnanın bana fazlaca zor olmasa gerek ve konjonktür de buna uygun.

 

cetinunsalan@yahoo.Com

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın