Çetin Ünsalan: Uymayan faturayı öder: 2022

Merhaba, 

Bazı kavramlar var; insanlara romantik bir uğraşmış benzer biçimde geliyor. Küresel ısınmayla başlayıp, iklim krizi olarak vasıflandırılan büyüme de bunlardan biri. Dünyanın ısınmasını engellemek adına çıkılan yolculukta yaşanabilirlik her şeyin önünde geliyor.

Elbette meseleye insani boyutta bakmak lazım ve gelecek kuşaklara da pak, soluk alınır bir dünya bırakmak koşul. Bu aslına bakarsan her insanın esas edinmesi ihtiyaç duyulan bir mesuliyet.

Ama ben bu konular asla umurunda bile olmayan insanlara seslenmek istiyorum. İklimin değişmesi tarımdan başlayarak her alanda büyük ekonomik değişimleri de beraberinde getiriyor.

Eurostat tarafından açıklanan son veriye nazaran AB üyesi olan ülkeler son 10 yılda iklim değişikliğinden kaynaklanan koşulların etkisiyle tam 145 milyar avro yitik yaşadı.

Bu ancak bir gösterge; dünyanın geneline baktığınızda da mühim faturaların ortaya çıktığını görüyoruz. Ortaya ekonomik kayıplar çıkmış olduğu anda da konum değişmiş olur. Nasıl? Mesele artık çevre duyarlılığı olan insanlarla, olmayanların fikirsel bir mücadelesi olmaktan menfaat.

Sürecin tarım üretimlerinde iklime bağlı değişiklikler yaşanacağı, enerjinin pahalı hale geleceği gibi diğer faktörleri de eklediğinizde sertleşeceğini bize haber veriyor. Yani bu faturanın bir ödeyeni olacak.

Dünyanın en umursamaz insanı dahi olsanız, firmanız karbon salınımına negatif etki yapıyorsa, enerjide yenilenebilir tercihlerde bulunmuyorsa, hatta dünyanın en çevreci üretimini yapmış olup, kullandığı elektrik çevreye duyarsız dahi olsa bunun faturası ödeyecekler arasında yer alacaksınız.

Yani bu mesele artık bir yaşam döngüsü olmakla birlikte, ekonomik bir hadise olmaya başladı. Bilhassa her iki ürününden biri Avrupa pazarına satan Türkiye için iktisadi kriz veya fırsat alternatifi olarak da önünde duruyor.

Neden fırsat? Çünkü adeta köprüden önceki son çıkıştayız. Herkesin yeşil mutabakat olarak diline pelesenk etmiş olduğu, fakat önemini moda tabir olmanın ötesinde ne kadar anladığından şüphem olan süreçten bahsediyorum.

Şu an ahenk süreci için sadece Avrupa’da değil, dünyanın bütün gelişmiş ekonomilerinden kaynaklı fonlar var. Diyor ki, firmalarınızı, üretimlerinizi, ticari faaliyetlerinizi ahenkli hale getirin.

‘Ben işime bakarım’ deyip umursamıyorsanız; haberiniz olsun ki ancak bir kaç sene arasında ilkin vergilerle gelen ek maliyetlerle, arkasından satış yapamadığınız pazarlar gerçeğiyle karşılaşacaksınız. Yani konum ciddi; umursamaz için de; haberiniz olsun.

 

cetinunsalan@yahoo.Com

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın