Çetin Ünsalan Yazdı: ‘İç piyasayı kaptıran yandı…’ – 2022

Merhaba,

Dünyadan ve Türkiye’den gelen tüm raporlar ve istatistikler 2023 yılının zorlu geçeceğini anlatıyor. Ama özellikle son gelen Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın 2022 İstatistik Kitapçığı’nda ortaya konulanlar ve uyarılar ders çalışmayı gerektiriyor.

Üretimin desteklenmesi gereken ortamda, bunun pirinçte gümrük vergilerinin sıfırlandığı güne denk gelmesi ayrıca düşündürücü ama gerçek. İhracat pazarlarının önümüzdeki sene istediğimiz noktada olmayacağı gözüküyor.

Sadece bize has değil, dünya genelinde büyümenin yarı yarıya revize edilmesi bunun en açık göstergesi. Bir stagflasyon söz konusu olmasa dahi, resesyonun kaçınılmaz göründüğü dünya ekonomisinde yurtdışı pazarlarda ya zorlanacağız ya da istediğimiz fiyatlara mal satamayacağız.

Eş zamanlı olarak raporlamada enerji ve gıda fiyatlarının yükseleceğinin de öngörülmesi enflasyonist baskının söylendiği gibi hayatımızdan çabuk çıkmayacağını anlatıyor. Yani bir stagflasyon olasılığı dillendirilmek istenmese de, daha yüksek ihtimal gözüküyor.

Şimdi tüm bu fotoğraf içerisinde ülkelerin, ekonomilerin iç piyasaya döneceği açık. Özellikle nüfus avantajı olan ülkelerin firmaları, iç piyasanın ihtiyaçlarını karşılayarak dönemi atlatmanın yollarını arayacaklar.

İşte tam bu noktada kritik soru şu: İç piyasaya yönelik ihtiyaçları karşılamada, piyasanızdaki yerlilik oranı ne? Şayet firmalarınız iç piyasayı unutarak, salt yurtdışına konsantre olduysa birinci problem başladı demektir.

İkinci sorun bu ihtiyaçların karşılanması için gerekecek ithalatın, döviz kuru üzerinde yaratacağı baskı. Bunun hem satın alma gücünü daha çok yıpratacağı, hem de enflasyonla mücadeleye olumsuz katkı sağlayacağı açık.

Yıllar önce ‘en büyük ihracatı iç piyasaya yapın’ derken ortaya koyduğum ironinin tam nedenlerinden biri buydu. Şayet iç pazarınızı ithal markalara kaptırdıysanız, orada üretim gücünüzden istihdam başlığınıza kadar bir dizi sorunu yine önünüzde bulursunuz.

Diyelim ki hepsini aştınız. Tam bu noktada da karşımıza vatandaşın borçluluk oranı ve satın alma gücü gerçeği çıkıyor. Bir yandan borç ödemeye çalışan, öte tarafta yaşam maliyetleri artan, karşılığında da geliri açlık sınırı civarında dolaşan insanlar hem geçim ile ilgili problem anlatır; hem de yerli firmalarınızın satış hacmini olumsuz etkileyecektir.

Bu da vergi gelirlerinden bütçe açığına kadar birçok sıkıntıyı beraberinde getirirken, vatandaş nezdinde ekonomiye yönelik memnuniyetsizliğin artması sonucunu doğurur. Tüm bu gerçekler ortadayken, artık ekonomi yönetiminin hayal dünyasından uyanıp, sokağın gerçeklerine bakması gerekiyor. Yoksa üreticisinden tüketicisine yaşadığımız sıkıntının boyutu büyüyecek.

[email protected]

 


İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Bu işin şakası kalmadı...'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Bu işin şakası kalmadı…’

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Merkez’den dünyaya duyuru...'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Merkez’den dünyaya duyuru…’

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: 'Asgari ikna turları...'Çetin Ünsalan Yazdı: ‘Asgari ikna turları…’

İLGİLİ HABERÇetin Ünsalan Yazdı: Yüzde 21 maliyet ne oldu?Çetin Ünsalan Yazdı: Yüzde 21 maliyet ne oldu?


Umuyoruz ilginizi çeken, güzel bir içerik sunabilmişizdir.

Yorum yapın