Doç.Dr.Evren Bolgün : 2022

Merhaba, 

Bu haftayı acaba hangi mevzuda makale yazsam düşüncesi içerisinde geçirdim. Zira artık ekonomi ve finans dünyamızda yaşanmış olan irrasyonel kararları, düzenlemeleri, uygulamaları bir biçimde rasyonelleştirmeye emek harcayarak değerlendirmeler yapmak da anlamsız kalmaktadır. Malum haftayı iktisat bakanımızın dilimize pelesenk etmeyi başardığı “Neoklasik iktisat, epistemolojik düşüncelerden bir kopuşu temsil eden heterodoks yaklaşımın günümüzde giderek ön plana çıkan davranışsal ekonomiyi nero ekonomi şeklinde heteredoks ekonomi literatüründe….” şeklinde uzayan absürt açıklaması ile geçirdik. Bakanın bu açıklamasında kullandığı ekonomi ve felsefe tarihinde yer alan önemli şahsiyetlerin isimlerini telaffuz ederken oldukça zorlanması haliyle kullandığı terimleri ilk kez önündeki metinde görmüş olduğunu izlenimini benim şeklinde bir oldukça kişide doğurmuş oldu. Ancak herşey bir yana 2 gün ilkin iktisat bakanının “Nöro Ekonomi” ile alakalı yaptığım basın açıklamasıyla dalga geçenler ilkin “Nöroloğa Gitsinler” şeklindeki en videosu beni benden aldı😊 O zaman bir zahmet “Davranışsal Finans” konusu ile dalga geçenler de “Psikoloğa” gitsinler!

Paranın feyk olup olmadığını idrak etmek için havaya kaldırarak içinden Mustafa Kemal Atatürk resmi geçiyor mu? Ve içinde filigram bir şerit olup olmadığını test ediyoruz. Peki çevremizdeki insanların sahtesini nasıl kolaylıkla anlayabiliriz? Aslında oldukca basittir; karşındaki insanın düşüncelerine, sözlerine, davranışlarına ve alışkanlıklarına bakacaksınız. Sizlerle oldukça sevdiğim bir dörtlüğü burada paylaşayım.

Düşüncelerine dikkat et, sözlerin olur,

Sözlerine dikkat et, davranışların olur,

Davranışlarına dikkat et, alışkanlıkların olur,

Alışkanlıklarına dikkat et, kaderin olur.

Sevgili arkadaşlar ülkenin seçime kadar geçireceği kalan sürenin ana gündemi ancak ve ancak “ekonomidir, derin yoksulluktur, yolsuzluklardır”. Bu konuların dışında yapılan bütün siyasi manevralar tamamiyle samimiyetsiz, gündem saptırma gibi anlatım edebileceğim insanların cüzdanlarına hiç bir müspet katkısı olmayan düzmece politik girişimlerdir.

Malum TUİK tarafından açıklanan enflasyon payı %83,45 iken, ENAG bağımsız enflasyon inceleme grubu tarafından açıklanan enflasyon payı %186,27’dir. İkisinin içinde ikinci bir yıllık enflasyon oranından fazla enflasyon farkı gerçekleşmiş durumdadır! Haliyle vakaya böyle baktığınızda da çok fazla şaşırmıyorsunuz şundan dolayı ülkede bir çok alanda olduğu benzer biçimde bir şeyin hakikatı ve sahtesi hep bir arada yer alabiliyor.

20 Aralık 2021 geçmişine kadar dolar kurunun 18.40 seviyesine süratli bir şekilde çıkması neticesinde ani bir kararla Kur Korumalı Mevduat/KKM (Devletten Vatandaşlarına Bedava Döviz Opsiyonu Satışı) ürününü çıkardık. Böylece 1 yıldır yetkili siyasiler, üst düzey bürokratlar Türkiye’nin bu ürün ile “Liralaşma Stratejisi”nin iyi mi başarıya ulaşmış bulunduğunu devamlı topluma söyledi durdu! 20 Aralık 2021 öncesinde TL’na güvenerek TL Mevduatı gibi yatırım yapmakta olan tutum sahiplerini de 1 senenin nihayetinde dövize endeksli dolarize yatırımcılar haline getirmeyi başardık. Bu hafta itibarıyla KKM toplamı ortalama 1.4 Trilyon TL’ye yükselmiş durumdadır. ($80 Milyar) Bugünlerde olduğu şeklinde spot $/TL kuru 18.60 seviyelerinde hareket ederken KKM ürünün devlet bütçesine getirmiş olduğu fazladan maliyet yaklaşık 280 Milyar TL iken, yılsonunda $/TL kurunun 21 TL düzeyinde olması durumunda bu maliyetin 475 Milyar TL’ye yaklaşacağı gözükmektedir. 1 yıldır yaşanmış olan hadisenin hakikatı yurtiçi TL tasarrufların daha fazlasının dövize endeksli biçimde hareket etmesi iken niçin olayın sahtesi gibi bir liralaşma hareketinden bahsederek toplumda algı operasyonu yapmaktayız?

Ağustos 2021’de TÜFE %19.25, Merkez Bankasının kısa vadeli faizi %19 seviyesinde iken “Faiz Sebep Enflasyon Sonuçtur” şeklinde bir önermeye körü körüne inanarak faizi %12’ye düşürerek enflasyonu da %83’e yükseltmeyi başardıktan sonrasında şimdi Aralık 2022-Nisan 2023 döneminde geçen seneki yüksek aylık enflasyon oranlarının seriden çıkması üzere gerçekleşecek olan yıllık enflasyon oranındaki baz tesiri kaynaklı düşüşü mü reel enflasyonla savaşım başarısı olarak kabul edeceğiz? Enflasyonun artış hızının yavaşlayacak olması vatandaşın alım gücündeki düşüşü toparlamayacaktır. Örnek olarak son 1 yıl içerisinde fiyatları %118 artan Ulaştırma, %93 yükselen Gıda/Alkolsüz İçecekler, %90 artan Ev Eşyası şeklinde temel masraf gruplarındaki ortalama fiyatların üstüne 2023 senesinde devam edecek olan yeni enflasyon artışları gelecektir. Burada mühim olan mevzu gerçekleşen ile beklenen enflasyon oranlarının toplamının üstünde gelir seviyenizi yükseltebiliyor musunuz? Sorusudur.

Peki o zaman hepimiz de “Düşük Faiz Sebep Yüksek Enflasyon Sonuçtur” yaklaşımını dile getirdiğimizde cevabınız ne olacaktır?

1 yıl önce düşük faiz, yüksek döviz kuru, yüksek üretim, yüksek ihracat, yüksek istihdam benzer biçimde dile getirdiğiniz ekonomik inanışlarınız öncesinde, 2019 senesinde Yeni Ekonomi Programı (Dengelenme-Disiplin-Değişim), sonrasında 2020 yılında Yeni Ekonomi Programı (Yeni Dengelenme-Yeni Normal-Yeni Ekonomi) sonrasında 2021 yılında Ekonomi Reformları Eylem Planı, 2022 senesinde  hızla devreye giren Çin Modeli, Yeni Türkiye Modeli gibi geçirdiğimiz 1 yıla yakın zamandan sonra 2023-2025 yıllarını kapsayan eski yıllardan kalma Orta Vadeli Program (OVP) tabirine geri dönmüş olduk. Esasında OVP programlarının muhteviyatında yazan hedeflerin hiçbir öneminin kalmadığı geçen yıllar içinde onlarca defa test edilerek görüldüğü için ekonomi dünyasında ve piyasalarda herhangi bir yankı uyandıracak hareketlilik olmadı. Açıklanan ekonomik program içeriklerinin herhangi bir ekonomik model yaklaşımına sahip olmaması sebebiyle başarıya ulaşmış bir sonuç ortaya çıkarmadıklarını özetlediğim program kronolojisinden geriye dönük rahatlıkla takip edebilirsiniz.

Yine 1 senedir izlenilen ekonomik program neticesinde cari aleni azalacak ve dış tecim açığı da daralacaktır söylemi ile beraber geldiğimiz yer artan cari aleni ve artan dış tecim açığı oldu. Rekabetçi kur söylemi üstünden ekonomide laf sahibi olan kişiler ülkenin makus ikiz açık problemini çözeceklerini öne sürüyorlardı. Şimdi artık bu yıl sonundan itibaren bütçe açığı problemimiz ile birlikte üçüz aleni problemimiz de olacaktır. T.C.Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan son olarak dış tecim Eylül bültenine bakılırsa Ocak-Eylül 2022 döneminde İhracat %17.1 artış  ile $188 Milyar düzeyine gelirken, İthalat %40.8 düzeyinde yükseliş ile $272 Milyar seviyesine çıkmıştır. Dış tecim dengesi de Ocak-Eylül 2021 yılındaki -$32.4 Milyar seviyesinden bu sene -$83.8 Milyar düzeyine yükselmiş bulunmaktadır. Yılsonunda $100 Milyarı aşacak bir dış tecim açığı ile karşı karşıyayız. Bakan her ay ihracat rekorları kırdığımızdan bahsederken ithalat rakamlarında 3 kat artışından nedense asla bahsetmiyor! Peki hangisi reel, hangisi sahte?

https://tecim.Gov.Tr/bilgi/633bd7fd13b876b344b0fcc2/Ayl%C4%B1k%20D%C4%B1%C5%9F%20Ticaret%20Veri%20B%C3%BClteni_Eyl%C3%BCl%202022_2.Pdf

Bu noktada Prof.Dr.Hakan Kara hocamın hafta içindeki sosyal medya hesabından paylaşmış olduğu görseli gündemi tam olarak yakalayan çalışmasından referans alarak sizlere aktarmak isterim. “Epistemolojik heterodoks nöro ekonomi modeline geçişte dış tecim dengesi” 😊

Dış Ticaret Dengesi (Milyar Dolar, 2021-2022)

Kaynak: Prof.Dr.Hakan Kara

Ekonomide liralaşma stratejimiz üzerinden tam gaz ilerlerken herhalde TL’sı biriki para birimleri karşısında son 30 yılda bu kadar tertipli bir değer yitirilmesine hiç uğramamıştı. Ekonomik erkek oyuncular devamlı olarak liralaşmadan bahsedep dururlarken TL’sının gerçek değeri uzun yılların zamanı düşük seviyelerine gerilemiş vaziyettedir. Peki hangisi reel, hangisi sahtedir?

Reel Efektif Döviz Kuru (1994-2022)

 

Doç.Dr.Evren Bolgün / Beykoz Üniversitesi Öğretim Üyesi

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın