Fatih Özatay: Tek haneli faize bir ay kaldı. Hedef tek banka mı?: 2022

Merhaba, 

Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) 20 Ekim günü yaptığı görüşmede politika faizini 1,5 puan indirerek yüzde 10,5’a düşürdü. Bununla da kalmadı, gelecek toplantıda benzer bir faiz indirimine gidip sonrasında duracağını da açıkladı. PPK duyurusunun ilgili kısmı şöyleki: “…Kurul, politika faizinin 150 baz puan düşürülmesine karar vermiştir. Kurul, takip eden toplantıda da benzer bir adım atıldıktan sonrasında faiz tenzilat döngüsünün sona erdirilmesini gündeme almıştır.” Çift haneli faizin sonuna mı geliniyordu?

Kararın son paragrafının açılış cümlesi de sıradan hoş yani. Alıntılamadan geçmek olmaz. Şöyle: “TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden kuvvetli göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları liralaşma stratejisi çerçevesinde kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.”

Kısmetse tek haneli ürem 24 Kasım’da

Bu yazının amacı TCMB sonucu hakkındaki yorum yapmak değil. Bir süredir benim açımdan anlamını kaybetti bu kararlar bu sebeple. Ancak kararda yer alan iki müjdeye yorum yapmadan değinmek isterim. Birincisi, yüzde 5 hedefine ulaşılması sürecinin devam ettiği anlaşılıyor. “Nasıl kısaca” diye sorarsanız; unutmayın, yorum yok. İkincisi, o çok arzulanan tek haneli politika faizine 24 Kasım PPK toplantısında alınacak kararla artık ulaşacağımız anlaşılıyor.

Böylelikle MÜSİAD Başkanı’nın Dünya gazetesinde 11 Ekim günü gösterilen röportajında dile getirmiş olduğu “… faizin tek haneli sayılara inmesi önemli. Faizi ülke gündemimizden çıkaralım” isteği gerçekleşmiş olacak.

Ancak ortada ‘minik’ bir sorun var.

Krediye erişim problemi

Alınan tüm zorlayıcı kararlara karşın (yahut tam da o nedenle) bankalar kredi açmakta nazlanıyorlar. Zaten sözünü ettiğim röportajda MÜSİAD Başkanı da bu antipatik olgunun altını çizmiş.

Hatırlarsanız benzer bir şikâyet TCMB Başkanı’nın İstanbul Sanayi Odası’nda katıldığı ve basına aleni olan görüşmede da gündeme gelmişti. O toplantıda laf alan bir sanayici TCMB’nin açıkladığı siyaset faizinin oldukca üstündeki kredi ürem oranlarından yakınmıştı. Toplantıda ayrıca kredi bulmaktaki zorluklar da dile getirilmişti.

Seçimler yaklaşıyorken muhtemelen bilhassa kamu bankaları aracılığıyla kredi arzının artmaya başladığını göreceğiz. Ne kadar ‘kredi bulamıyoruz’ şikâyetlerine merhem olur; bugünden söylemek zor. Yine de merhem olmama olasılığı yüksek. Döviz talebini dizginlemek şeklinde dev gibi bir sıkıntı var bundan dolayı.

O sıkıntı orada öylece duruyorken muhtemelen ‘harcayacaksak bizler harcarız’ şiarı doğrultusunda ağırlıklı olarak bütçe kaynaklarının kullanıldığı bir seçim ekonomisi uygulaması göreceğiz.

Tehlikeli talepler

Öyle her sektörün krediye boğulması göze alınır bir risk değil zira. Bunun aleni bir göstergesi Haziran ayında çıkarılan ek bütçe ile 5 Eylül günü gösterilen Orta Vadeli Program’da (OVP) tahmin edilen 2022 yılı bütçe açığı değerleri arasındaki fark. Ek bütçedeki 278 milyar liralık bütçe açığı tahakkuk tahmini, OVP’de 461 milyar liraya yükseldi.

Enflasyon bu kadar yüksek, siyaset faizi bu kadar düşük ve bu nedenlerle ortaya çıkan/çıkacak döviz talebini dizginlemek için alınan kararlar bu kadar bitmez tükenmezken Türkiye’nin riskinin oldukça yüksek olmasına şaşmamak lazım. Hele bir de büyük gelişmiş ülkelerin faiz artırım kararları peşi sıra geliyorken.

Hal böyleyken, Türkiye’nin riskini oldukca daha çok artıracak önerilere giderek daha fazla tanık oluyoruz. Yazının başlangıcında sözünü ettiğim röportajda TCMB’nin bankaları haftalık vadede fonlamak yerine daha uzun vadeli fonlaması isteniliyor. Gerekçe de TCMB’nin kısa vadeli fonlama tercihi sebebiyle gerçek sektörün uzun vadeli finansmana erişememesi.

Ne ilk bu tür bir istek ne de son olacak. Üstelik ‘kalkınmacı merkez bankacılığı’ falan benzer biçimde şatafatlı adlar altında zaman zaman karşımıza da çıkmıyor değil.

Tek ulus, tek para, tek banka

Tek banka olabilir mi?

Yazının tüm bunlar burada.

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın