Fitch: Türkiye kur karşısında en hassas ülke: 2022

Merhaba, 

Fitch’in Banka Notlarından Sorumlu Global Başkanı James Longsdon Türkiye’nin geniş bir bölge içinde kur riskleri karşısında en duyarlı ülke olduğunu söyledi

Fitch’in Türk Bankalarından Sorumlu Direktörü Lindsey Liddell de kredi büyümesinin kısa vadede yavaşlamasını ve banka karlılıklarında zayıflama beklediklerini belirtti.

Dünya’dan Elif Karaca’nın haberine bakılırsa Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch’in Banka Notlarından Sorumlu Global Başkanı James Longsdon dünyanın en büyük bankalarının da zorlu bir sürece girdiğini, başka yerlerde de dolarize olmuş bankacılık sektörlerinin olduğunu, sadece Türkiye’nin geniş bir bölge arasında kur risklerine karşı en duyarlı ülke olduğunu söyledi. Bankaların yabancı para likiditeye erişimlerinin TCMB’ye daha bağımlı hale geldiğini belirten Fitch’in Türk Bankalarından Sorumlu Direktörü Lindsey Liddell de makroihtiyati düzenlemeler göz önüne alındığında, kredi büyümesinin kısa vadede yavaşlamasını beklediklerini söylemiş oldu. Liddell “Ticari ve kurumsal borçlulara verilen yerel para cinsinden kredilerdeki fiyatlandırma kısıtlamaları, bankaların kredileri fiyatlama kabiliyetine zarar veriyor. Bu, bankaların borç verme iştahını zayıfl atacaktır. Kredi büyümesi, seçim öncesi zayıflayan makro manzara, piyasa oynaklığı ve açıklanan düzenlemeler karşısında hassas olmaya devam ediyor” dedi. Liddell ek olarak, artan makroekonomik dengesizlikler (enfl asyon ve cari açık), sıska küresel büyüme, kötüleşen dış ortam, tüm dünyada artan faiz oranları ve düşük dış likidite tamponları sebebiyle mevcut siyaset karışımı sürdürülemez olduğundan, TCMB’nin 2023’te para politikasını eninde sonunda sıkılaştıracağını da ekledi.

Büyük merkez bankalarının sıkılaştırma politikaları karşısında Türkiye şeklinde gelişmekte olan ülkelerdeki bankaları neler bekliyor?

JAMES LONGSDON: Yüksek faiz oranları gelişmekte olan ülkelerdeki banka karlılıklarına katkı elde edecektir. Net ürem geliri, tipik olarak gelişmekte olan ülkelerde banka toplam gelirlerinin gelişmiş piyasalara bakılırsa daha büyük bir payıdır (yaklaşık yüzde 70+). Ancak yükselen enfl asyonla beraber artan faizler etken kalitesini de baskılayacaktır. Dolardaki yükseliş gelişen ülke bankaları için ek bir risk teşkil etmektedir, bu sebeple birincisi; kuvvetli bir dolar, gelişmekte olan ülke kredi notlarını baskılar ve ikincisi; dolarize olmuş gelişen ülke bankacılık sektörlerinde finansman ve yabancı para mevduat riskleri artarken, dolar borçluları için borç servisi yükü artıyor. Bilanço varlıkları ve hedge edilmemiş dolar pozisyonları üstündeki yeniden değerleme tesiri de sermayeyi baskılayabilir. Ancak, başka ülkelerde de nispeten dolarize olmuş bankacılık sektörleri bulunmasına rağmen, hepimiz daha oldukça Türkiye’nin de yer aldığı EMEA bölgesi, BDT+ ülkeleri ve bazı Afrika ülkelerine odaklıyız. Bunlar içinde kur riskine karşı en kırılgan ülke Türkiye.

Türk bankacılık sisteminin son dönemdeki performansı hakkındaki genel bir değerlendirme yapabilir misiniz? Türk bankalarının kuvvetli ve zayıf yönleri neler?

LINDSEY LIDDELL: Türk bankalarının bu yılki not indirimlerine karşın negatif görünümde kalmalarının da yansıttığı benzer biçimde, bankaların kredi profillerine yönelik riskler önemini koruyor. Bankaların bu senenin ilk yarısına ilişkin finansal göstergelerine karşın riskler yüksek. Bankaların döviz likiditesine erişimleri, piyasa stresi zamanlarında belirsiz olabilen döviz swaplarının yüksek bir paya sahip olması nedeniyle TCMB’ye daha bağımlı hale geldi. Sektörün YP likiditesinin yaklaşık dörtte birini meydana getiren YP devlet tahvilleri oynak koşullarda daha az likit olabiliyor. Sektördeki kapital rasyolarına ve güçlü karlılığa karşın, bankaların kapital riskleri TL’deki kayıplara olan duyarlılığın da etkisiyle yüksek. Buna ek olarak düzenleyici kısıtlamalar ve net faiz marjındaki sıkılaşma sebebiyle sektör kârlılığında kilo verme bekliyoruz. Türk bankalarının karlılıklarının, makro görünüme ve etken kalitesindeki kilo vermeye karşı duyarlılığı da devam ediyor.

Türkiye’deki düşük politika faizine rağmen bankaların kredileri artmıyor ve firmalar krediye erişimde zorlanıyor. Nedenleri neler olabilir ve iyi mi düzeltilebilir?

LINDSEY LIDDELL: Bu senenin ilk sekiz ayındaki kredi büyümesi (yaklaşık yüzde 35 yada kur etkisine bakılırsa ayarlanmış yüzde 20 artış) olumsuz gerçek ürem oranları ve enflasyonist ortamdan yardımcı buldu. Makro ve finansal istikrara yönelik riskler sebebiyle öncelik kısa vadeli mahalli para cinsinden kredilerde oldu. KOBİ’ler, ihracatçılar, tarım şeklinde ‘tercih edilen’ sektörlere kredi verilmesini hedefl eyen ve tercih grubunda olmayan sektörlere ve segmentlere kredi vermeyi caydıran nitelikteki makro ihtiyati düzenlemeler nedeniyle kredi büyümesinde kısa vadede yavaşlama bekliyoruz. Buna ayrıca, ticari ve kurumsal borçlulara verilen yerel para cinsinden kredilerdeki fiyatlandırma kısıtlamaları, bankaların kredileri fiyatlama kabiliyetine zarar veriyor ve muhtemelen borç verme iştahlarını zayıflatacak. Kredi büyümesi seçim öncesi zayıflayan makro görünüm, piyasa oynaklığı ve düzenleyici gelişmelere karşı da kırılgan olmayı sürdürüyor.

Bankaların Türkiye’deki kredi ve mevduat faizlerinin dolaylı olarak sınırlandırılması mevzusunda neler söylemek istersiniz? Ayrılan karşılıkların artırılmasına ve karşılıkların durağan faizli tahvil olarak tutulmasına karar verildi. Sizce bu açıklamanın bankacılık sektörü üstünde oluşturduğu riskler nelerdir?

LINDSEY LIDDELL: Türk makamları, son aylarda bankalar için çok sayıda yeni makro ihtiyati gereklilik deklare etti. Düzenlemeler, bankaları belirli sektörlerde büyümekten caydırarak, tercih edilen sektörleri hedefleyip, döviz talebini azaltarak banka bilançolarında liralaşmayı teşvik ediyor. Para politikasında sıkılaştırmanın olmadığı bir dönemde hükümetin politika gündemini desteklemeyi amaçlıyor. Bankaların tercih edilmeyen sektörlere kredi vermeye devam etmeleri durumunda ve gelişme hızına ve belirli krediler için kredi fiyatlandırma düzeyine bağlı olarak ek biriki veya uzun vadeli lira cinsinden devlet tahvili bulundurmaları gerekmektedir. Açıklanan bu makroihtiyati düzenlemelerin bankaların büyümesi, risk iştahları, kârlılığı, sermaye, fonlama ve YP likiditesi üzerinde etkileri laf mevzusu. Artan düzenleyici müdahalenin bankaların strateji ve fiyat riskini belirleme yeteneğine ait sıkıntılara niçin olduğuna ve ek olarak bankalar için ek bir operasyonel yük oluşturduğuna inanıyoruz. Zayıflayan makro görünümle birleştiğinde, bunun sektörde kredi büyümesi ve karlılığın iyice zayıflamasına yol açmasını bekliyoruz.

Türkiye’deki negatif gerçek faiz oranı ve bunun piyasaya orta ve uzun vadeli etkileri hakkında ne düşünüyorsunuz?

LINDSEY LIDDELL: Negatif reel ürem TL üstünde sürekli kıymet kaybı baskısına yol açarken, bu durum mevduattaki ciddi dolarizasyon ve yüksek yabancı para borçlar nedeniyle bankaların kredi profilleri için riskleri artırıyor. Artan makroekonomik dengesizlikler (enflasyon ve cari açık), sıska küresel büyüme, kötüleşen dış ortam, bütün dünyada artan ürem oranları ve düşük dış likidite tamponları sebebiyle mevcut siyaset karışımı sürdürülemez olduğundan, TCMB’nin 2023’te para politikasını eninde nihayetinde sıkılaştırmasını bekliyoruz. Bununla beraber, Türk bankaları son aylarda negatif reel ürem oranlarından ve yüksek enfl asyon ortamından yararlandı. Sektör karlılığı yüksek kredi hacimleri, TÜFE’ye dayalı menkul kıymetlerdeki önemli kazanımlar ve daha yüksek kredi getirileri, daha düşük lira mevduat maliyetleri kombinasyonuyla ciddi halde arttı. Bununla birlikte, kredi büyümesi yavaşlarken, marjların daralması ve maliyetler üzerindeki enflasyonist baskıyla banka kârlılıklarının zayıflamasını bekliyoruz. Makroekonomik ve düzenleyici gelişmeler de karlılık üzerinde müessir olmaya devam edecek. Hükümetin ‘liralaşma’ stratejisi ile ilgili olarak; TL’nin daha çok kıymet kaybetmesini sınırlayabilirse, finansmanın istikrarına yönelik kısa vadeli riskleri ve döviz talebini azaltıp yatırımcı itimatını artırarak Türk bankalarının kredi profillerine yönelik riskleri azaltabilir. Bununla beraber, açıklanan makro ihtiyati önlemler lirayı zayıflatan iç güvendeki keskin bozulmanın nedenlerine -yüksek enflasyon, derin olumsuz reel faiz, güvenli bir politika çapasının olmaması ve 2023 seçimleri öncesinde izlenecek iktisat politikasına ait belirsizlik- hitap etmiyor. Fitch enflasyonun 2022 sonucunda yüzde 75’e ulaşacağını ve 2023 sonunda yüzde 55’e düşeceğini tahmin ediyor

 

 

 

 

patronlardunyasi.Com

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın