FÖŞ yazdı:  Seçim şekerleri Cumhur İttifakına kazandırır mı?: 2022

Merhaba, 

Son aylarda yabancıların Türkiye ilgisi  2019 mahalli seçimlerinden bu yana zirvesine erişti. “Yabancı” derken, bir tek fon yönetici ve reel sektörden şirketleri kastetmiyorum.  Basın da sürekli bilgi istiyor. Geçen hafta beni ziyaret eden iki konuğum çok ilgi çekici bir sual sordu:  “Anketlerde Altılı Masa önde diyorsun. Ama,  Macaristan’da Orban anketlerin bilakis seçim kazanırken, Brezilya’da da Jair  Bolsonaro Lula’yla aradaki farkı kapattı. Bolsonaro, seçime bir kaç hafta kala dev boyutlarda para dağıttı seçmene. Erdoğan da aynısını yapamaz mı?”

Nitekim, daha ilk vaatler sıralanırken, Eylül anketlerinde Erdoğan ve Cumhur İttifakı’nın 2-3 puan yükseldiği görülüyor. Erdoğan seçime giderken kasada ne var ise dağıtacak. Eldeki yetmeyecek, Putin’den borç istiyor. O da yetmez, Hazine seçim kazanmak için ne kadar gerekiyorsa borçlanacak. Zaten, 10 yıl vadeli DİBS getirisi %12’ye düşmüş, borçlanmanın öyleki ahım-şahım bir maliyeti de yok iktidara.

Para basıp dağıtmak seçim kazandırabilir mi Erdoğan’a?

Önce Macaristan ve Brezilya’yla Türkiye arasındaki farkları izah edeyim. Macar seçimleri tam Putin Ukrayna işgalini başlatmış olduğu günlere denk geldi. Halk, Orban’ın baskıcı ve kutuplaştırıcı politikaları ve ekonominin sürekli ivme kaybetmesini unuttu. Zor günler için denenmiş bir lidere gereksinim vardı. Orban da Putin’in özgü kankasıydı. Türkiye örneğinde, PKK’nın Mersin’de düzenlemiş olduğu polis karakolu saldırısı seçim dinamikleri açısından en az ekonominin seyri kadar mühim. Halen anketlerde iştirakçilerin emniyet endişeleri fazlaca düşük, fakat 2015 makale şeklinde bir ortama dönecek olursak, veya “birileri” tarafından döndürülürsek, seçimin rengi değişebilir. Öyle bir ihtimal görmüyorum şu demek oluyor ki. PKK yada “birileri” bu şekilde bir kompleks istese de, devlet buna izin vermez.

Türkiye ile Brezilya içinde  oldukça önemli 2 farklılık  var. İlki, Brezilya’nın Türkiye benzer biçimde bir dış aleni problemi yok. İkincisi, Brezilya’da Merkez Bankası  bağımsız olup, siyasal gelişmelere aldırmadan enflasyonu düşük tutmak için ne kadar gerekirse, o kadar faiz artırıyor. Bizde ise TCMB Erdoğan’ın buyruk kulu. Enflasyon patlarken, politika faizi tek haneye inecek.

Bir başka deyişle, Bolsonaro’nun Brezilya’da becerdiğini, iktidarın beceremeyeceğini düşünmek için çok kuvvetli bir neden var:  Brezilya’da hükümet seçmene para dağıtınca, alım gücü artıyor. Türkiye’de hayat pahalılığı.

İyi de, enflasyonun baz tesiri sebebiyle yeni yılda otomatikman düşeceğini ekonomistler de kabul ediyor. Harcamalar enflasyon patlaması yaratıncaya kadar Erdoğan ve Bahçeli seçimi alıp Üsküdar’ı geçmiş olamaz mı?

Hayır, bu makalede bu çıkarımın nedenlerini anlatacağım.  Öncelikle, yurttaş baz etkisiyle düşen senelik enflasyona nazaran ölçmüyor yaşam pahalılığını. O ay tüketim sepetinde fiyatların artışına  nazaran oy verecek. Yeni yılda yıllık enflasyon düşer de, aylık enflasyon düşmez.  Niye düşmez?  Eylül nihayetinde ekonomi aslına bakarsan  taşıyabileceği temponun üzerinde bir hızla büyüyordu. Yani, kısa vadede arzı daha fazla genişletmek zordu. Üstelik, TCMB ve BDDK bir yandan ucuz kredileri teşvik etmek için ter dökerken, öte yanda da fiyatı ve nasıl kullanılacağını test ederek, arzın esnekliğini azaltıyor.  Öyleyse, daha şimdiden başlayan seçim harcamaları Ocak’ta asgari ücretten emekli maaşlarına kadar yapılacak çift haneli zamlarla azarken, bunların harcaması kanalıyla oluşacak talep arzı kat be kat aşacak. Arz-talep dengesizliğinden enflasyona geçiş oldukça süratli olacak. Bu görüşümü destekleyen bir niçin daha var:  Yİ-ÜFE TÜFE’den 70 puan daha yüksek. Yani, güçlü talebi kabul eden  üreticinin ilk tepkisi üretimi hızlandırmak olmaz, fiyatları artırarak kar marjını geri almaya çalışır.

Yine de dev ücret zamlarının Ocak-Şubat aylarında AKP-MHP oylarını Eylül’de  yaşandığı benzer biçimde 1-2 ay yukarı taşıyacağını kabul ederim. Ama, seçimler için konuşulan Mayıs’a geldiğimizde, seçmen yeniden küfrediyor olacak. Peki, peki, Mart ya Nisan’da Erdoğan “Ulan, bir ücret zammı daha yapın, Ağanın eli tutulmaz!” emri vermez mi?  Verir tabii ki, iyi mi olsa ücret zamlarını para basarak ödeyecek. Ama, bu stratejinin olağanüstü riskli bir yan tesiri var:  Eğer o zamana kadar döviz şoku yememişsek, bu ikinci ücret zammıyla yeriz.

Döviz kurunun her an 21 Aralık 2021’de gözlediğimiz şeklinde kontrolden çıkarak, Erdoğan’a siyasal kariyerinin en ağır ve nihai yenilgisini tattırması  seçim şekerlemesi dağıtmanın yan tesiri. Şöyle kaba bir hesap deneyelim. Eylül’de dış tecim açığı $10 milyarı aştı. Artık $10 milyar aylık dış tecim açığı “normal” diyebiliriz.  Eğer ekonomik büyümeyi istim üzerinde tutacaksak, ham maddeden enerjiye daha fazla  girdi ihtiyacımız olacak.  Yani iç tüketimi karşılamak için ithalat artacak. Ayda $10 milyar dış aleni, turistler gidince, ayda $7 milyar civarında  cari açığa muadil gelir. Ekim-Mayıs döneminde TCMB 8×7 = $56 milyar finansman bulmaya zorluk çekecek.

Bu da yetmedi, bir de yenilenemeyen dış borçlar var. S&P’nin son kredi not tenzilatı ve daha önemlisi, fonlar  ve bankaların Türkiye şeklinde Gelişmekte Olan Ülkelere duydukları güvensizlikten dolayı, hem tahvil ve kredi  faizler arttı, hem ve bulmak zorlaştı. Kaba hesap yaptım, seçime kadar $10 milyar dış borç ödemek zorunda kalacağız. Yani, TCMB  $66 milyar şeklinde bir finansman sağlamak zorunda duracak. Halihazırda TCMB’nin TL’yi spekülatif ataklara karşı korumak için kullanılabilecek türde FX rezervi $35 milyar civarında.

Anladınız mı şimdi BOTAŞ’ın niye Gazprom kapısında kredili doğal gaz dilendiğini? Bakanım Nebati epistomolojik olarak dahi, TCMB’nin cari açığı finanse edemeyeceğini anlamış oldu. İyi de, Rusya tüm organik gazı seçim sonrasında parasını almak kaydıyla veresiye verse de, denklem değişmiyor. Çünkü, organik gazın sadece %40’ı Rusya’dan geliyor. Hesabıma göre, Rusya’nın bizlere kıyağının mali kıymeti $10 milyar filan.

Şimdi bu matematiği seçim denklemine yerleştirelim. Her ay seçmene daha çok masraf yapılacak. Her ay döviz kuru üstünde baskı artacak. Her ay TCMB kıt FX rezervinin bir kısmını daha satarak kuru durağan tutmaya çalışacak.

Eğer şansı yaver giderse, döviz kurunda patlamayı kış aylarında önleyebilir. Ama, geldik Mart’a, iç talep hala pompalanıyor. Seçim kapıda, kimin kazanacağı belli değil. Altılı Masa ve adayı kazanırsa,  KKM’ler ödenecek mi hiç belli değil. Erdoğan kazanırsa, patlaması kesin ödemeler dengesi krizini önlemek için bireylerin döviz mevduatlarını donduracağı kesin.   Birden herkesin cebine para koydunuz. Ne yapacaklar sizce?

Çaktınız mı Türkiye’nin niye Brezilya, niye  Macaristan olmayacağını?

 

FÖŞ

 

FÖŞ 2023 Tahminleri: Enflasyon Düşmez, Dış Açık Daralmaz!

 

FÖŞ yazdı: Tahvil pazarındaki depremin acı sonuçları

 

FÖŞ’ün basında çıkan yorumlarını görmek için tıklayın

 

 

 

 

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın