Greenspan-Guidotti kuralına nazaran TCMB rezervleri ehil mi?: 2022

Merhaba, 

Türkiye’nin biriki seviyesi ile alakalı son zamanlarda çok sayıda sual ile karşılaşıyoruz. Tüm bu sorulara bir çırpıda cevap vermek için dün KKTC’nin resmî tatil olması sebebiyle kapsamlı bir inceleme yapma fırsatı da bulduk. Konuyu birkaç boyutta ele alacağız.

TCMB’nin hafta başlangıcında yayımladığı Mayıs sonuna ait kısa vadeli dış borç istatistikleri dikkatimizi çekti. Orijinal vadesine bakılmaksızın, vadesine 1 yıldan daha kısa vakit kalan dış borç stoku 182,3 milyar dolar ile tüm zamanların zirvesine yükseldiğini gördük. Bunu peşinen bir kenara not edelim.

8 Temmuz ile sonlanmış haftada, TCMB’nin brüt döviz rezervleri ortalama 0,9 milyar dolar azalışla 58,9 milyar dolar ile son 13 ayın dibine geriledi. Altın rezervleri ise fiyat düşüşü kaynaklı olarak 1,4 milyar dolar gerileyerek 39,8 milyar dolar oldu. Böylelikle, toplam brüt döviz ve altın rezervleri 98,7 milyar dolar seviyesine geriledi. IMF tanımlı net uluslararası rezervler ise 6,2 milyar dolar ile 20 senenin en düşük düzeyinde belirtildi.

Bir ülkenin resmî döviz rezervleri, bir gün şayet dış ödeme zorluklarıyla karşılaşılması niteliğinde, merkez bankasının nezaretinde olan ve kullanıma hazır durumdaki dış varlıkları olarak bilinebilir. Takdir edersiniz ki, kullanıma hazır kelimesi çok tehlikeli sonuç. Yukarıdaki paragraftan da anlaşılacağı üzere, TCMB’nin brüt döviz ($58,9 milyar) ve altın ($39,8 milyar) rezervlerinin toplamı 98,7 milyar dolar seviyesinde olup, acil bir durumda kullanılabilir rezervler ise altından ziyade brüt döviz rezervleridir.

Şimdi brüt döviz rezevlerinin de nelerden oluştuğuna bakalım. 58,9 milyar doların içinde ortalama olarak 22,9 milyar dolar büyüklüğünde yabancı ülke merkez bankaları ile meydana getirilen swap işlemleri, 11,7 milyar dolar büyüklüğünde Hazine’nin döviz mevduatı bulunuyor (her an Hazine’ye lazım olabilir). IMF’nin SDR imkânının da 7,4 milyar dolara tekabül ettiğini ve sadece rezervleri güçlendirdiğini not edelim. Bu 3 kalemin toplamını brüt rezervlerden düşersek geriye 58,9 – 22,9 – 11,7 – 7,4 = 16,9 milyar dolar kalıyor.

Şimdi analizimize başlamış olalım. Elde kalan kullanılabilir dövizin 16,9 milyar dolar bulunduğunu hesapladığımız nazaran, Türkiye’nin Mayıs ve Haziran ayında 18,8 milyar dolar dış ticaret açığı verdiğini not ederek, manşetimizdeki kuralı hatırlayalım. Rezervlerin ülkü miktarını ölçmede kriter olarak IMF Guidotti – Greenspan kuralını kullanıyor. Kurala gore, merkez bankasının sahip olduğu brüt döviz rezervleri ve altın rezervlerinin toplamının, ülkenin vadesine bir yıl kalmış olan dış yükümlülüklerine eşit olmasını öngören kuraldır. Bir yıllık vakit içinde, dış yükümlülüklerin yenilenememesi halinde, o ülkeye dış kaynak girişinin devam edebilmesi için bu eşitlik önemlidir. Bu denklemin sonucunun minimum yüzde 100 çıkması gerekiyor. İdeal olan netice ise yüzde 150 olarak tanımlanıyor.

IMF kritere gore, brüt döviz ve altın rezervleri 98,7 milyar dolar ; vadesine 1 yıldan daha kısa süre kalan dış borç stoku ise 182,3 milyar dolar olduğuna nazaran, denklemin kararı 98,7 / 182,3 = %54. Demek ki TCMB’nin brüt rezervleri %100’lük minimum gereksinimin oldukca altında bulunuyor. Hesaplamayı internasyonal rezervlerin ithalata göre ölçülmesi gibi de uzatabilirdik. Aşağıdaki grafikte de kapsamlı bir şekilde görülebileceği suretiyle, TCMB’nin brüt döviz rezervleri ($58,9 milyar) 3 aylık ithalatı ($90,6 milyar dolar) da karşılamada yetersiz kalıyor. Normal şartlarda CDS risk priminin kitabi anlamda ne işe yaradığını bu bültenin satırlarında sıklıkla ele aldık. Geçen hafta 900 seviyesini deviren ve 2008 küresel kriz periyodunun de ötesine geçen yabancı indinde Türkiye’nin risk algısının neden bu kadar yükseldiğini de dolaylı yoldan ele almış olduk.

Rezerv yeterlilik sorusuna cevap verdiğimize göre, dönelim küresel mali piyasalara. Dün İngiltere’de açıklanan Haziran ayı manşet TÜFE enflasyonu %9,4 ile son 40 yılın zirvesine yükseldi. Öte yandan, Avrupa’da artan gaz krizi kaygıları, İtalya’da hükümet krizi ve Amerika’de 2 yılın dibinde gelen konut satış sayıları (hızla yükselen faiz oranları ve üstün dereceli düzeyde yüksek satış fiyatları) bir miktar moralleri bozdu. Karamsar verilerin ön plana çıkmış olduğu günlerde kısaca risk off modu – riskten kaçınma eğilimi tırmandığında doların da değer kazandığını görüyoruz. EUR ve GBP’nin sırayla 1,02 ve 1,20 seviyelerinin altına gerilediğini not edelim. İngiltere’nin güvenilir adımlarla çift haneli seviyelere yürüyen enflasyon arkasından 50 baz puan ürem artırımına gideceğine yönelik beklentiler artarken, ekonomik anlamda yüksek faizin getireceği durgunluk riski Sterlin üstünde baskı kuruyor.

Neyse ki, gece geç saatlerde açıklanan Tesla’nın olumlu bilançosu (kâr sayıları tahminleri aşarken, araç üretim üstün derecesi egale edildi) borsaların yüzünü güldürmeye yetti. Nasdaq müspet anlamda ayrışarak geceyi %1,6 yükselişle tamamladı. Bu arada not düşelim ki, Tesla, bitcoin alımlarının ortalama %75’ini fiat para birimine dönüştürerek bilançosuna ortalama 1 milyar dolar nakit eklediğini gördük. Kripto paralarda son günlerde yaşanan yükseliş dikkat çekiyordu. Bu haber, Bitcoin’in yükselişini de sekteye uğrattı. Amiral vapur Bitcoin’de yükselişin devam edebilmesi için, aşağıdaki grafikte de görülebileceği suretiyle 28,800 dolar seviyesinin üzerinde haftalık kapanış bekliyoruz (emin alım).

Altın ve gümüş cephesinde uzun bir süredir beklediğimiz aşağı yönlü hareket ivme kazandı. AB diplomatları, Rusya’ya Ukrayna’yı işgali sebebiyle uygulanacak yeni yaptırımlar üzerinde anlaşırken, Brüksel’deki görüşmelerden sızan bilgiye nazaran, yaptırımların daha fazla kurum ve kişinin yanı sıra Rusya’nın altın işlemlerini de hedef alacağı öne sürüldü. Dün akşam altının ons fiyatı haftalar önce ön plana çıkardığımız 1,685 doların kıyısına kadar geldi. Devam mı tamam mı sorusuna yanıt vermek için kenarda bekleyip haftalık kapanışı göreceğiz. Gümüş tarafında ise, 18,60 dolar amacımızın gerçekleşmesi peşinden, söz konusu seviye de fren görevi üstlenemezse, daha da aşağı 16 dolar seviyesinin dipleri teknik mânâda radar menziline girecektir.

Uzunca bir süredir dünyadan ayrı bir seyir izleyen Türk mali piyasalarında TL cılız seyrini devamlı bir şekilde korurken, enflasyondan kaçan mahalli yatırımcılar ise borsayı güvenilir limanı edası ile yukarıya taşıyor. USDTRY kuru dün gün boyunca 17,60 seviyelerinde salınıp gece bir ara 17,70 seviyesinin kıyısına kadar yükselirken, BİST100 endeksi günü %0,9 yükselişle tamamladı. Kur cephesinde (uygulanan para politikası sebebiyle) riski yukarı yönlü görüyoruz.

Bugün gözler saat 15:15’de 2008 yılından bu yana ilk kez faiz artıracak olan Avrupa Merkez Bankası’nda (ECB) olacaktır. Piyasa beklentisi 25 baz puan olsa da, enflasyon tehdidine karşı 50 baz puan artış ihtimali de gündemde sıcaklığını koruyor. ECB Başkanı Lagarde KKTC saati ile 15:45’te mikrofon karşısında olacak. Günün bir öteki önemli gelişmesi -normal şartlarda- TCMB’nin Temmuz ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı olması gerekirken, para politikasında yaşanan kredibilite kaybı nedeniyle toplantıya atfedilen ehemmiyet de yok denecek kadar az! PPK kararı KKTC saati 14:00’te açıklanacak. Faizlerin %14 seviyesinde sabit tutulması öngörülüyor.

Yeni gün başında, Amerika borsalarının vadeli işlemlerinde düşüşler görülüyor. Asya piyasalarında da hava kararsız. Gösterge endeks Tokyo ve Şangay borsaları hafifçe de olsa gerilerken, Kore ve Tayvan borsalarında hafifçe de olsa yükselişler göze çarpıyor. Japonya’da yüksek enerji ve öteki emtia maliyetlerinin ithalatı artırması, keskin bir biçimde düşen yen ve küresel enflasyondan kaynaklı Haziran ayında üst üste 11 aydır ticaret açığı görülüyor. Gözler ek olarak, dişe diş göze göz, Avrupa ile Rusya’nın bilek güreşini takip ediyor. Yıllık bakımın bugün sona ermesi beklenen Kuzey Akımı 1 boru hattında (Rusya’dan Avrupa’ya gaz taşıyan) gözler gaz akışının hangi kapasitede verileceğinden olacaktır. Avrupa cephesini sert bir kışın beklediği çok aşikâr.

 

 

 

iktisatbank.Com

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

İçeriğimize oy verin

Yorum yapın