Lehman Brothers sonrası tedirginliğin yeni adresi: Credit Suisse: 2022

Merhaba, 

Küresel mali piyasaların gündemini yakalamak inanın oldukça zor. Her ne kadar manşetimiz okur dikkatini biraz daha yakalamak üstüne kurgulanmış olsa da, tedirginliğin yeni adının Credit Suisse olduğu gerçeğini de değiştirmiyor. Peşinen söyleyeyim ki, 2008 küresel krizine damga vuran Lehman Brothers’in sistemik önemi Credit Suisse’den kat be kat daha fazlaydı. Hatta bir adım daha ileriye giderek, Deutsche Bank’ın da bir süredir tıpkı Credit Suisse gibi yakından takip edildiğini göz ardı etmeyelim!

Şimdi gelelim filmin perde arkasında. Bir dizi skandal ve zararla sarsılan İsviçre’nin en büyük ikinci bankası konumunda Credit Suisse, yatırım bankasında köklü bir revizyonu içeren bir strateji incelemesi hazırlığı içinde bulunduğunu açıkladı. Banka, stratejisinin ana hatları 27 Ekim’de açıklayacak. Credit Suisse son 2 yılda karıştığı skandallar ve ciddi zarar yazdığı durumlar içinde çöken Archegos ve Wirecard da bulunuyor. İyi yöneticilerini tek tek  kaybeden Credit Suisse’in yatırımcıları artık defter değerlerinin dörtte birinden daha az değere sahipler ve bu da muhtemelen bankanın karşı karşıya olduğu birçok zorluğu oldukca iyi anlatıyor.

Credit Suisse’in hisse fiyatında yaşanan çöküş son günlerde büyük bir endişe kaynağı olarak kulislerde konuşulmaya başlandı. Şubat 2021’de 14,90 dolardan muamele kabul eden Credit Suisse Cuma gününü 3,97 dolar seviyesinden tamamladı. Bankanın CEO’su Koerner, çalışanlara “günlük” hisse senedi fiyat performansını “güçlü sermaye tabanı ve likidite pozisyonu” ile karıştırmamalarını söyleyen bir kuruluş içi mail atsa da, yatırımcı gözünde CDS risk primi (kasko sigortası), Lehman Brothers’in çöktüğü 2008 küresel krizinin de üstüne çıkarak tüm zamanların zirvesine terfi etti. Biraz daha detaylandırmak gerekirse, seneye 57 seviyesinden başlamış olan Credit Suisse’in CDS primi Cuma gününü 242 seviyesinden tamamladı. Belirsizlikler göz önüne alındığında, pay ve CDS fiyatlamasının 27 Ekim’e kadar baskı altında kalacağını düşünüyorum.

Haftanın son iş günü, kredi derecelendirme kuruluşu S&P İngiltere’nin görünümünü, Türkiye’nin ise notunu indirdi. S&P yapmış olduğu açıklamada, İngiltere’nin borç görünümünü durağandan negatife revize ederken, AA kredi notunu onayladı ve son vergi indirim planlarının İngiltere’nin mali durumunu zayıflatabileceğini söyledi. Negatif bir görünüm, her vakit olmasa da çoğu vakit reel bir not indiriminin habercisi olduğu gerçeği göz ardı edilmemelidir. Son günlerde bir nebze de olsun toparlanan Sterlin, yılbaşına nazaran dolar karşısında %17,5 kıymet kaybetti. Öte taraftan, S&P, Türkiye’nin uzun vadeli yabancı para birimi cinsinden borçlanma notu B+’dan B’ye güncelledi, görünümü sabit olarak belirledi. Not indirimine sebep olarak gevşek para ve maliye politikaları, düşük döviz rezervleri ön plana çıkarıldı. S&P, diğer iki rating kuruluşuna bakılırsa daha yukarıda kalmıştı, bu adım ile Fitch’in notuyla aynı düzeye gelinmiş oldu. Moody’s hâlâ Türkiye’yi 1 basamak daha aşağıda notluyor.

Haftasonu, İstanbul Ticaret Odası (İTO) eylül ayı enflasyon rakamlarını deklare etti. İTO İstanbul Geçinme Endeksi, eylül ayında %6,06 artış kaydederken,  senelik rakamı da %107,4 seviyesine taşıdı. Bu sayı, çeyrek yüzyılın en yüksek enflasyon rakamına işaret ettiğinin altını çizmek gerekiyor. Türkiye adım adım hiperenflasyona doğru ilerlerken, TCMB’nin büyüme yanlısı para politikası tercihi nedeniyle %12 seviyesinden olan siyaset faizinin adım adım tek haneye ineceğine nerede ise kati gözüyle bakıyoruz. USDTRY kuru, ay ve dönemin son iş günü 18,56 seviyesine gün içi yükselerek bütün zamanların zirvesini kontrol etti. Mevcut tinsel ve dışsal faktörlerin gölgesinde, risk hâlen daha yukarı yönlü görünmeye devam ediyor. Borsa İstanbul Bankacılık endeksi, Eylül ayı arasında test etmiş olduğu tepe seviyesinden (son 13 günde) %42 düşerek eylül ayını 2,964 puan seviyesinden bitirdi. Teknik mânâda 2,650 puan seviyesine doğru bir geri çekilme hâlen daha kartlar arasında duruyor.

ABD, Rusya’nın Ukrayna’daki dört bölgenin ilhakını resmileştirmesinden sonrasında Rusya bağlantılı yüzlerce kişiye ve şirkete yeni yaptırım getirdi. Rusya Devlet Başkanı Putin, Ukrayna’daki Luhansk, Donetsk, Kherson ve Zaporizhzhia bölgelerinin ilhak edilmesine yönelik anlaşmaları imzalarken, bu adımla yedi aydır süren savaşı tırmandırarak, öngörülemez yeni bir aşamaya soktu. ABD gömü bakanlığı, Rusya’nın, Ukrayna’daki dört bölgeyi ilhak etmesine zemin hazırlayan “feyk” oylamaları onaylamasından ötürü Rus parlamentosundaki 278 milletvekiline yaptırım getirdi. Amerika ayrıca Rusya askeri sanayi kompleksi personeli 14 kişiye, Rusya Merkez Bankası’nın iki yöneticisine ve Rusya ulusal güvenlik konseyi üyelerinin yakınlarına da yaptırım uygulama kararı aldı. Öte yandan İngiltere de, Rusya Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina’ya varlık dondurduma ve gezi yasağı yaptırımları getirdiğini deklare etti. Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskiy, Ukrayna’nın NATO üyeliği için resmi başvurusunu yaptığını deklare etti. Dünya sıcak çatışmaya doğru mu gidiyor? Ukrayna savaşının yayılabileceğinden kaygı ediyoruz.

Credit Suisse’in Lehman Brothers veya Bear Stearns sonrası tedirginliğin yeni adresi olması, doların süper döngüsü, İngiltere’nin ortodox olmayan para politikası ile yarattığı kafa karışıklığı, Rusya’nın 4 yeni bölgesi, Ukrayna’nın NATO başvurusu, Avrupa’nın her geçen gün büyüyen gaz krizi derken, risk iştahı gün geçtikçe küresel anlamda biraz daha azalıyor. Amerika’de en büyük 500 firmanın işlem gördüğü S&P500 endeksi, Eylül ayında nerede ise %10 düşerken (Mart 2020’den bu yana en büyük aylık düşüş), teknoloji hisselerinin muamele görmüş olduğu Nasdaq endeksi sene başına bakılırsa %32 kıymet kaybetti.

Jeopolitik risklerin tırmandığı dönemlerin bir numaralı yatırım aracı olan lâkin ürem getirisi olmayan altın, geçen haftalarda doların süper döngüsüne mağlup düşerek pandemi döneminden beri korunan 1,685 dolar seviyesinin altına sarkmıştı. Jeopolitik risklerin yine yatırımcılar tarafınca hatırlanması ile altının da yeniden geçen hafta hareketlenerek 1,660 dolar seviyesine yükseldiğini görüyoruz. Teknik mânâda, 1,685 dolar seviyesi dikkatle takip edilmelidir. Seviyenin üzerinde muhtemel haftalık bir kapanış (teyit), jeopolitik risklerde muhtemel bir sıçrama ile olası olabileceğini düşünüyoruz. Böyle bir durumda, yukarı yönlü isteğin artacağını öngörüyoruz. Aksi durumda, yükselişten söz etmek için erken olabilir.

WSJ haberine göre, OPEC ve müttefikleri (OPEC+), petrol üretimini günde 1 milyon varilden fazla azaltmayı düşünüyorlar. Eğer haber Çarşamba günü sonuçlanacak görüşmede reel olursa, söz konusu aidat miktarı, pandeminin başlamasından bu yana en büyük hamle olacak. Brent petrol yeni haftayı 87,50 dolar seviyesinden %3 yükselişle karşılıyor. Teknik bir bakış açısıyla, 92 dolar seviyesi aşılmadan, yönün yukarıya döndüğünde ikna olmayacağız.

Petrol fiyatları, en büyük enerji tüketicisi Çin’deki COVID-19 karantinalarının talebi düşürmesi, artan ürem oranları ve yükselen ABD dolarının küresel finans piyasaları üzerinde baskı oluşturmasıyla Haziran ayından bu yana üst üste dört aydır düşüş kaydediyor.

Yılın son çeyreğinin ilk iş gününde, Asya piyasalarında hava parçalı bulutlu. Japonya’da açıklanan PMI verisi (büyümenin öncü göstergesi), geçen yıl Ocak ayından bu yana en sıska büyümeye işaret ediyor. Tayvan ve Malezya’da da üretim faaliyeti küçüldü. Yavaşlayan Çin ve Amerika talebi Asya ekonomileri üzerinde baskı kurmaya devam ediyor. Amerika borsalarının da vadeli işlemlerinde hafifçe de olsa düşüşler görülüyor.

Bugün TSİ10:00’da, TÜİK Eylül ayı enflasyon rakamlarını açıklayacak. Reuters anketine göre, TÜFE’nin aylık bazda %3,8 artış kaydetmesi beklenirken, senelik sayı da %84,6’ya taşınacak. Ayrıca, hem Türkiye’de bununla birlikte dünyada PMI endeksleri ve ISM verileri takip edilecek.

 

 

 

 

iktisatbank.Com

 

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın