Mustafa Balbay: “Dostlardan $4-5 milyar geldi iddiası var”: 2022

Merhaba, 

Ekonomide rakamlar anlamını kaybetti. Matematiğin bile canına okudular. İki kere ikinin ne vakit beş, ne vakit sekiz ettiği belli değil. Arada bir dört ediyor.

Enflasyon sayıları açıklandı; yaşam pahalılığının yarısı kadar. TÜİK’in enflasyonu yüzde 80, çarşı-pazardaki artış yüzde 180. Sorsan, “Başına sadece bir eklenmiş, o kadar da fark yok” deyip çıkacaklar.

İşsizlik sayıları açıklandı. TÜİK’inki İŞKUR’a uymuyor. Çalışma yaşamına asla uymuyor. Resmi verilere nazaran işsizlik azalıyor, istihdam sayısı da azalıyor!

İnsanlarımızın alışverişteki ruh hali şu; her şey dünden pahalı, yarından ucuz! Satıcılar da bu ruh haline gore müşteriye sesleniyor:

“Bugün al, yarın bu fiyata bulamazsın!”

İstatistiklere dayalı sonuçlar üreten internasyonal kuruluşların Türkiye’den gelen sayılara güvenmediğini, çoğunlukla dikkate almadığını duyuyoruz.

Sözün özü, ekonomideki tüm verilerde ritim bozukluğu var.

***

Verilere dayalı belirsizlik ancak vatandaşın cebini ilgilendiren konularda değil. Ekonomistlerin altını çizdiği bir gerçek şu:

Ülkeye giren-çıkan para belli değil!

Son olarak piyasaya 5 milyar doların sürüldüğü iddiası var. Kimi bu paranın Rusya kaynaklı bulunduğunu, kimi sığınmacılarla alakalı geldiğini, kimi Körfez ülkelerinden uçakla çuval arasında sokulduğunu söylüyor. Ortaya atılan bir başka iddia da şu:

Başta 128 milyar dolar olmak suretiyle devletin kasasından çıkan paraların bir kısmı farklı şekillerde Türkiye’ye sokuluyor. Seçim sürecine girildiğinde bu trafik artabilir. Paranın bir bölümünün halkın cebine girmesi sağlanarak seçim propagandasında kullanılabilir.

Bütün bu olasılıklar alt alta konulduğunda ortaya şu çıkıyor:

Devletin bütçesi milletinkinden beter!

Merkez Bankası rezervlerinin erimesi, bir bakıma 84 milyon yurttaşın soyulması demek. Bu soygunda götürülen paraların bir kısmı halka verilerek soygun unutturulabilir mi?

Bu siyasetin, daha doğru anlatımla, iktidara seçenek olanların halka ulaşabilmesine bağlı.

Tabloya 5’li çeteyi de ekleyelim. Evet, bu yapı dünyada kamudan en oldukça ihale alanlar listesini altüst edecek kadar yüksek olanaklara haiz.

Ancak bizim gördüğümüz o ki 5’li çete perdenin önünde seyrettiğimiz gölge oyunu. 5’li çetenin kamuoyunda lafı edilen paraların ne kadarına sahip olduğu belli değil. Aslan payının iktidar gücünü kullananlara gittiğini söylemek için uzman olmaya, derin bilgiler almaya gerek yok.

***

Katar Yatırım Fonu’nun Avrasya Tüneli’ne ortak olduğu haberi Erdoğan’ın açıklamış olduğu toplu mesken projesinin gölgesinde kaldı. Boğaz yalılarının İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden alınıp Hazine’ye verilmesinin altında ne yatıyor? Katar’a Kanal İstanbul için verilen sözlerin tutulamamasına karşılık “sus oranı” bulunduğunu söyleyenleri yabana atamamak gerek.

İktidar seçim sürecinde kesenin ağzını bir miktar açıp, “Biz gidersek bunu da göremezsin” diye başlayan bir siyaset üretimine hazırlanıyor. Toplumda ekonomik sıkıntılara dayalı ses yükseltme yaşanırsa, iktidardan beslenen kesimlerin bunların karşısına çıkması, muhtemel karmaşanın iktidarın siyaset mühendislerince yönetilmesi hedefleniyor şeklinde!

İktidar sorunları çözmek yerine kullanmayı yeğliyor. Ekonomide de bu şekilde bir süreç gündemde. İktidar seçeneği olarak yola çıkanlar ancak vaziyet saptaması ile yetinemez. Eğer bununla yetinirlerse ne olur?

İnsanın aklına şu laf geliyor:

Hırsıza hırsız deme çuvalı başına geçirir!

 

Mustafa BALBAY

cumhuriyet.Com

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın