Piyasa Bülteni: TCMB ‘enflasyonu’ göz ardı ederken, ‘büyümeyi’ teşvik ediyor: 2022

Merhaba, 

TCMB’nin dün sonuçlanan olağan Ağustos ayı Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı sürpriz özellikte bir faiz indirimi ile sonuçlandı. Piyasa beklentisi faizlerin durağan tutulacağı yönünde olsa da, Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın düşük faiz talebi nedeniyle her toplantı öncesinde acaba bir ürem indirimi olabilir mi sorusu da zihinleri meşgul etmekteydi.

TCMB PPK siyaset faizini 100 baz puan indirerek %13 seviyesine çekti. TCMB’nin kararı, enflasyonun dolu dizgin yukarı gittiği bir ortamda sürpriz olarak nitelendirilebilir. Netice itibariyle, kanunen bağımlı olan TCMB, kendisine verilmiş fiyat istikrarını sağlama görevinde araç bağımsızlığına haiz. Lâkin manşetimizden anlaşılacağı suretiyle, TCMB’nin önceliği gelişme!

Bir bankacı olarak şunu oldukça rahatlıkla söyleyebilirim ki, normal şartlarda, faizin inmesi, banka bilançoları için oldukca olumlu bir gelişmedir. Kısa vadeli  mevduatlar yeni ve daha düşük ürem payı ile yenilenirken, uzun vadeli kredilerin faizlerinin değişmeyecek olması, oluşturulan makastan bankaların kârlılığı artırmaktadır. Bu gözle bakıldığında, PPK kararı öncesi Çarşamba günü bankacılık hisselerinde yaşanan %8 yükselişi bültenimizde ele almış, gerisinde ise tetkileyici faktörün ne olduğunu bilmediğimizi paylaşmıştık. Bugün artık nedenini biliyoruz!

Lâkin, banka hisselerindeki yaşanmış olan yukarı yönlü harekete çıplak gözle ürem oranları düşüyor ve bankaları kârı artacak gibi yanaşmanın da zor bir argüman olacağını düşünüyoruz. Sebebine ulaşınca ise (i) ülkenin risk primini artıyor olması, beraberinde borçlanma maliyetlerini de artıracaktır (ii) PPK metninde son dönemde belirgin biçimde oluşturulan politika-kredi faizi makasının parasal aktarımın etkinliğini azalttığı görüşüne yer verilerek “parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarla daha da güçlendirmeye karar vermiştir” ibaresini eklenmesi, kredi faizlerinde yükselişin bir tavan ürem ile sınırlandırılma ihtimalini aklımıza getiriyor. Elbette, bunun da dönüp bankacılık hisselerine olumlu yönde yansımasını beklememek pek de realist durmuyor.

Karar metnin genelinde ise, verilerin ve rakamların dilinden ziyade değişik bir ton kullanıldığı dikkatimizden kaçmadı. Dış ticaret açığı rekorlar kırarken, ödemeler dengesi ile alakalı olumlu görüşler yahut büyümede yaşanmış olan kuvvetli tablo ön plana çıkarılmış. Hülâsa, TCMB’nin değerlendirmesi ile bizim değerlendirmemiz tam olarak örtüşmediğinden, ülkenin risk priminin yeniden artış kaydederek umulanın aksine negatif bir piyasa yansımasına niçin olacağını ihtimaline daha oldukca imkân tanıyoruz.

Elbette rakamların havada uçuştuğu, yazı dilinin zaman zaman elde olmadan zorlaştığı kurumsal bültenimizi bir kenara bırakırsak, Ayşe Teyze’nin anlayabileceği halde, TCMB kararının kuru daha da yukarıya iterek ithal mal fiyatları üstünden enflasyonist baskıların da daha da fazla artmasına neden olabileceğinin altını çizmek gerekiyor. Elimizi her cüzdanımıza götürdüğümüzde, enflasyonun alım gücünü nasıl kemirdiğini daha da deneyim edeceğiz. Milli paramızın kıymet kaybı, ithal ürün fiyatlarını daha da yukarı ittikçe, elektrik, benzin benzer biçimde temel girdi maliyetlerinin artması, bütün çıktı ürünlerinin fiyatının da artmasına neden olacaktır. Bu bağlamda, USDTRY kuru dün 18,1 seviyesine yükselerek bu senenin zirvesini kontrol ederken, sene başına göre kıymet kaybı nerede ise %40 seviyesine yaklaştı.

TL’nin gerçek getirisinin derinlemesine olumsuz olması, içeride artan dolarizasyon eğilimi, dış ticaret cephesinde ithalat rakamlarını işaret etmiş olduğu suretiyle artan aleni ve bunun fonlanması için ihtiyaç duyulan döviz, yabancı yatırımcı eksikliğinde ister istemez döviz rezervleri üstünde daha da baskı kurarak orta-uzun solukta ciddi kırılganlıklara (ödemeler dengesi krizi şeklinde) niçin olabileceğinden endişe ediyoruz. Aşağıda, kalabalık grafikler arasında, rezervlere ilişik pek oldukça sayıda sayı görecek olsanız da, swap hariç net rezervlerin uzun bir süredir eksi 60 milyar dolar civarında bulunduğunu not etmek gerekiyor.

Özetlemek gerekirse, Çin hariç bütün dünyanın el ele vererek enflasyon ile mücadele etmiş olduğu bir dönemde, TCMB’nin konjonktürün aksine köktencilik bir şekilde aksi yönde ilerlemesi, geçen hafta 650 baz puan seviyesine gerileyen 5 sene vadeli CDS risk priminin dün tekrar 800 baz puan dayanmasına neden oldu. USDTRY kurunda şimdilik yükseliş 18,1 ile sınırlı kalırken, bankacılık hisselerinde bir önceki günün aksine düşüş, ana endekste ise yükseliş yaşandı.

Bültenimizin büyük bir kısmını sürpriz özellikte TCMB kararı kapladı. Küresel piyasalarda ise hava dün sakin ve temkinli tarafta kaldı. Avrupa’da dün açıklanan ve %8,9 seviyesine yükselen enflasyon (20 senenin zirvesi) nedeniyle zayıflık daha da bariz bir hâl alırken, ECB’den beklenen faiz artırımları, enerji sorunu ile boğuşan Avrupa’da işleri daha da zor bir duruma bir patikaya iteceğinden, EURUSD paritesindeki düşüşün dün ivme kazanarak yine psikolojik ‘parite’ seviyesine doğru yaklaştığını gördük. EUR ve Sterlin’de riskleri aşağı yönlü görmeye devam ediyoruz.

Küresel hisse senetleri cephesinde ise anlamlı bir hareket göremedik. Amerika borsaları geceyi hafifçe çaplı yükselişler ile tamamlarken, bu sabah Aysa piyasalarıda yatay ve kararsız bir seyir göze çarpıyor. Japonya’nın çekirdek tüketici enflasyonu, yakıt ve hammadde fiyatlarının etkisiyle Temmuz ayında hızlanarak yedi buçuk senenin zirvesine ulaştı. FED cephesinden gelen şahin açıklamalar (San Francisco FED Başkanı Mary Daly, ürem oranlarını Eylül ayında 50 veya 75 baz puan artırmanın masada olduğunu söylemiş oldu) risk iştahını biraz da olsun zayıfladı. Vadeli piyasalarda bu sabah 50 baz puan artırıma %60; 75 baz puan artırıma ise %40 ihtimal veriliyor.

Çin’in sıska büyümesine ek olarak (Pazartesi günü gösterge kredi oranlarını fena durumdaki emlak sektörünü ve genel ekonomiyi canlandırmak için düşürmesi umut ediliyor) artan FED riski, küresel risk iştahını baskılıyor. Bu bağlamda talebin de düşeceği beklentisi ile altın ve gümüş adım adım gerilemeye devam ederken, 94 dolar seviyesindeki önemli destekten güç alan Brent petrol haftanın son iş gününde 96 dolar seviyesine toparlandı.  Avrupa’da ise doğalgaz fiyatlarının 225 eur/mwh ile üstün dereceli seviyelerde işlem gördüğünü not edelim.

Diplomasi cephesinde ise dün Sn. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Lviv ziyareti kapsamında Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenski ve BM Genel Sekreteri Guterres ile görüşmesi ön plana çıktı. 360 derece dış ilişkiler devam ederken (müspet) iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi ve barış görüşmeleri de masaya yatırıldı.

Bugünün veri takimi oldukca cılız görünüyor. İngiltere’de perakende satışlar takip edilebilir.

 

 

iktisatbank.Com

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın