PORTFÖYLERİN AŞİLVARİ ÖLÜMÜ: Kâr Başarısına Bitmeyen Açlık: 2022

Merhaba, 

“Tanrılar Tanrısı Zeus ve kardeşi Deniz Tanrısı Poseidon, Deniz Tanrıçası Thetis ‘ten hoşlanıyorlardı. Hatta Zeus Thetis’le evlenmeyi bile düşündü. Ancak öngörü Tanrısı Prometheus Zeus’u, Thetis’tan bir oğlu olursa bu çocuğun kendisinden bile kuvvetli olacağı mevzusunda uyardı. Zeus ve Poseidon bu denli büyük bir gücün ortaya çıkmasından korktular ve Thetis’in ölümlü Peleaus ile evlenmesi için plan yaptılar. Thetis’in Peleaus ile evliliğinden Akhilleus isminde bir adam evladı olmuştu ancak o da babası şeklinde ölümlüydü. Thetis bu durumu bir türlü kabullenemiyordu ve çocuğunu ölümsüz yapamasa da yenilmez biri haline getirmek istiyordu. Bunun için çocuğunu Hades’in evi olan ölüler diyarındaki Styks nehrinde yıkamaya karar verdi. Nehrin ölümlüler için tehlikeli olmasından dolayı Thetis çocuğunu tamamen nehre bırakmak yerine Akhilleus’u sağ ayak topuğundan tutarak nehirde yıkadı. Çocuğu hala ölümsüz değildi sadece vücudu bir zırh benzer biçimde korunmaya başladığından dolayı, tek bir hassas noktası haricinde o artık yenilmez Aşil’di.

Tanrıça Thetis için oğlunun yenilmez olması yeterli değildi. İyi bir savaş eğitimi alması ve cenk sanatlarını öğrenmesi gerekiyordu. Bu yüzden de yarı at- yarı insan olan Kheiron tarafınca eğitildi. Aşil ’in adı yenilmez savaşçı olarak günden güne büyürken Truva Savaş’ı da günden güne yaklaşıyordu. Tanrıça Thetis olacakların farkındaydı. Eğer bu harbe katılırsa Aşil’in ömrü kısa muharebeye katılmazsa ömrü uzun ve güzel olacaktı. Aşil’in kısa bir ömre sahip olmasını istemediği için oğlunu kadın kılığına sokarak Kral Lykomedes’in sarayında sakladı. Ancak Yunan Kralı Agamemnon ve İthaka Kralı Odysseus bu savaşın Aşil olmadan kazanılamayacağının farkındalardı bundan dolayı Aşil’in savaşa alınması gerekiyordu. Odysseus, Aşil’i saklandığı saraydan çıkmasına niçin olacak bir plan yaparak Aşil’i iki seçenek arasında bıraktı. Aşil ya Truva Savaşına katılarak ölecek ancak adı her vakit anılan bir kahraman olacak veya muharebeye katılmayarak uzun, basit, kimsenin ismini bilmediği bir hayat yaşayacaktı. Aşil savaşmak istiyordu bu nedenle de askerleriyle beraber muharebeye katılacağına söz verdi.

Savaş, yenilmez ve kutsal savaşçı Aşil sayesinde beklendiği gibi gidiyordu. Truvalılar çok fazla güç kaybediyordu ta ki Yunan Kralı Agamemnon savaş ganimetinde Aşil’in payına düşen Briseis adındaki güzel hanımı kendisine alana kadar. Onuruna bir hakaret olan bu davranışa çok sinirlenen Aşil, Agamemnon’a “Seni utanmaz, kurnaz erkek! Ben buraya Troyalılar beni incittiği için gelmedim. Benim ne domuzuma, atıma ne de tarlalarıma zarar verdiler. Senin için, utanmaz, köpek suratlı ve senin kardeşin Menelaos’un intikamını Troyalılardan almak için buraya geldim. Ama şimdi, benim kazandığımı ve Yunanların bana verdiği haysiyet ödülümü alma tehdidinde bulunuyorsun. Şimdi yurduma dönüyorum. Burada onuru kırılmış olarak sana daha büyük zenginlikler kazandırmak için kalamam” diyerek savaştan ayrıldı. Agamemnon kendine ve savaşçılarına o kadar fazlaca güveniyordu ki Aşil’in var olması yahut olmaması onun için önemli değildi. Ancak durum Agamemnon’nun beklediği benzer biçimde olmadı ve savaşın gidişatı tam tersine döndü. Truvalılar birçok Yunan askerini öldürerek hızla Yunan gemilerinin olduğu noktaya ilerliyordu. Aşil’in en yakın arkadaşı Patroklas bu duruma daha fazla dayanamayarak gözü yaşlı bir şekilde Aşil’in yanına gitti. Aşil, savaşma konusunda verdiği karardan geri dönmüyordu ancak arkadaşının haline üzüldüğü için Patroklas’ın kendi zırhını giymesine izin verdi. Patroklas bu zırhla cenk meydanına indiğinde Truvalılar Aşil’in geldiğini düşünerek geri çekilmeye başladı sadece Patroklas durması gerektiği yeri bilmedi ve Truva’nın yüce savaşçısı ve Prensi Hektor tarafınca öldürüldü.

Bu ölüm, Aşil’in intikam duygusunu ortaya çıkardı ve Truvalılara karşı içindeki tüm acıma duygusunu alıp götürdü. Kehanette kendi ölümünün Hektor ’un ölümünün arkasından geleceğini bilmiş olduğu biçimde zırhını kuşanarak Hektor’u ve karşısına çıkacak olan tüm Truvalıları öldürmek için savaş meydanına geri döndü. İntikam duygusu o denli yoğundu ki Hektor’u öldürmek bile bu duygunun hafiflemesine yetmedi. Yenilmez Aşil, sağ ayak topuğuna gelen tek bir okla kaderini kehanetinin ötesine geçiremedi.”

Aşil… Yarı Tanrı ve yenilmez Aşil, bununla beraber Homerik[1] kahraman. Homerik kahramanlar aristokrat sınıfındandır, yaşadıkları ortamda en iyisi olabilmek için çalışıp en yüksek onuru kazanmak isterler ve mükemmele ulaşmak için savaşma fikri, yaşamlarının vazgeçilmez bir parçasıdır. Çünkü onlar için risk almadan reel bir meydan okuma gerçekleşmez, nihai risk ise ölümdür. Kahramanı kahraman yapan sadece ne kadar iyi dövüştüğü değil aynı zamanda düşmanının ne kadar iyi dövüştüğü ne kadar iyi bir kahraman olduğu, ölümü ne kadar iyi bir şekilde karşıladığı önemlidir. Tüm bunlar o kahramanın ne kadar iyi anılacağını belirler. Bu hikâyenin iki mühim Homerik kahramanı vardır. Bunlardan biri Hektor bir diğeri ise Aşil’dir. Hektor da muharebeye katılmadan ilkin Aşil benzer biçimde ömür ve ölüm arasında bir tercih yapmıştı ve bunun cevabında Truva’yı korumak için dövüşerek en büyük düşmanı Aşil ‘in kollarında ölmüştü. Bu, Hektor’un daha büyük bir adam bulunduğunu Aşil’in ise daha iyi bir savaşçı olduğunu göstermekteydi.

Ancak, bu kadar mükemmellik arasında bile Aşil’in kusurları vardı. Bunlardan bir tanesi öfkesiydi. Agamemnon, halkın önünde Aşil’in özsevi ödülünü vermeyerek bir anlamda Aşil’in onuruna ve ününe hakaret etmiş, onu askerlerinin önünde küçük düşürmüştü. Bu davranış Aşil’in öfkelenmesine ve en kıymet verdiği dostunun ölümüne kadar savaştan çekilmesine sebep olmuştu.

Eski Yunanlar iki ilkeye önem verirlerdi. İlki “kendini bil” ikincisi ise “aşırılıktan kaçın” ilkesiydi. Ancak Aşil için bu vaziyet farklıydı. O, insani sınırlarını unutup, kendini gerçekte olduğu için daha büyük düşünüyordu. Eski Yunanlar bu biçim aşırı gurur ve kibirli davranışa “hubris” adını vermişlerdi. Hubris alışkanlık arasında olan insanlar, Tanrı’ya atfedilen süresiz güce sahip olduğunu düşünmeye başlarlar ve bu düşünceler insanı kör ve telaşlı davranışlara iter. Aceleci davranışlar ise nihayetinde hatalı kararlar ortaya çıkartarak insanları intikam almaya yönlendirir. Savaştan çekildikten sonrasında arkadaşı ölene kadar geri savaşa dönmeyen Aşil duyduğu acıyla beraber bitmek bilmeyen bir intikam hırsının içine girmişti ki bu da Aşil ‘in öteki kusuruydu.

Aşil’ in bir öteki kusuru ise yıkanırken nehire değmemiş olan ayak topuğuydu. Aşil, yarı Tanrı bulunmasına rağmen insan doğasındaki iyi ve kötünün simgesiydi. Aldığı kararlara ve kendisinin gücüne o kadar oldukca güveniyordu ki ölümsüz değil yenilmez olduğunu ve “ufak” problemininin kendisini ölüme götürebileceğini göz ardı ediyordu. Bu yüzden insanların küçük fakat ciddi zaaflarını tanımlamak için kullanılan terime “Aşil topuğu” ismini vermişlerdir. Bu terim her adamın küçük ama önemli bir kusura haiz bulunduğunu ve bu kusurların insana ciddi zararlar verebileceğini hatırlatır.

Mükemmel görünmeye çalışan insanları inceleyen bilim insanı Petruska Clarkson tarafınca 1994 yılında bir kitap yayınlanmıştır ve bu kitap literatüre yeni bir kavram kazandırmıştır: Aşil Sendromu.

Aşil Sendromunda insanoğlu bitirdikleri işlerde harbiden başarılı olsalar bile kendisini bir türlü başarıya ulaşmış kabul edemezler ve sürekli olarak yetersizlik hissine kapılırlar. Gerçekleştirmeyi düşündükleri hedeflere ulaşsalar bile başarıya ulaşmış olma duygusunu yaşayamaz ve yetersizlik duygusundan kurtulamazlar. Yetersizlik hissinin çok yüksek olması, başarma hazzını yaşayamama düşüncesi ve içten içe yaşanılan gizli saklı başarısızlık korkusu kişiyi uzun vadede son aşama şiddetli bir kaygı içerisine sokar. Hissedilen yoğun endişe, sürekli başarı göstermiş olma isteği ve mükemmeli yapmaya odaklanmak insanları normalden oldukça daha çok çaba sarf etmeye yöneltir ve sonucunda yaptıkları işlerin performanslarını etkileyen aşırı yorgunluk hali, hayal kırıklığı, doyumsuzluk, rezil olma korkusu ve birçok şeye itimatını yitirme durumu yaşarlar. Ortaya çıkan bu ruhsal çöküntü ve tükenmişlikle beraber Aşil sendromu daha da oldukca tetiklenir ve insanoğlu peş peşe hatalı kararlar alarak yanlış davranışlarda bulunurlar.

Ayrıca Aşil sendromu birdenbire ortaya çıkan bir sendrom değildir. Genellikle vakit içerisinde bireyin psikolojik dengesini bozan, iş, aile ve toplumsal yaşamı etkileyen, uzun süreçli bir sendromdur ve başarılı olmak için üstünde baskı hisseden, başarısız oldukları vakit toplum tarafınca dışlanacağını düşünen insanlarda ortaya çıkabilir. Bu sendrom yaşanmaya başlandığı vakit insanlarda sürekli bir ürkü hali ve kendini bağırarak anlatma durumu olur. Belli bir süre sonra kişiler hiçbir hatayı üstüne almayarak hatalarını inkâr etme ve bu hatalara başka sebepler bulma eylemine yönelirler. Çünkü insanlar hassasiyetleri ya da hataları ile alakalı konuşmayı genelde tercih etmezler bunun yerine zaaflarının, hatalarının ve hassasiyetlerinin etrafına bir zırh örerek bu konuları göz ardı ederler. Ancak etrafa örülen bu zırh tinsel ve dışsal alanlarda uyumsuzluğun ortaya çıkmasına sebep olur. Eğer icra ettikleri hataya bir sebep bulamazlarsa yaşadıkları uyumsuzluk insanları zayıflatarak içlerine kapanmasına niçin olur. Toplumda saygınlığını kaybedeceği korkusunu yaşayan birey korku, endişe ve iç karışıklıkla doğal dengesini bozar ve neyin iyi neyin kötü olduğunu ayrım edemez, kesinlikten uzak, doğru ve hatası ayırmakta zorlanan tavırlar sergilemeye başlarlar.

İş yerinde, sosyal yaşamda, ev ortamında yaşanan baskılardan ötürü insanlarda Aşil sendromu ortaya çıkabileceği gibi yapmış oldukları riskli yatırımlar cevabında da ortaya çıkabilir. Çünkü insanlar bir yatırım yaptığında bunun sonucunda kâr elde etmeyi bekler. Kâr elde etmeleri ise yatırım işlemlerinin başarı göstermiş olabilmesiyle mümkündür ve başarılı olma isteği tüm yatırım sürecinde devam eden ek olarak her yeni yatırım işleminde de tekrarlanan bir istektir. Ancak yatırımcılar, yatırım işlemlerinde istedikleri kazançları elde edemedikleri zaman üzerlerinde hissettikleri baskı daha da artacaktır. Özellikle çevresindeki diğer yatırımcıların kazançlı olduklarında duyduklarında baskının sertliği yükselecektir. Yapılan işlemler sonucunda ortaya çıkan başarısızlıklar ilk başlarda önemli gözükmese bile uzun bir vakit sonrasında meydana getirilen her yeni işlemde yatırımcının gizli bir başaramama korkusu yaşamasına niçin olacaktır. Bu noktadan sonrasında yatırımcı işlemlerinde hasılat sağlasa bile bu hasılatı başarı olarak görmeyecek ve burun kıvıracaktır. Yatırımcıların başarısızlık korkusu onları daha oldukca haber okumaya, grafikleri daha oldukca indikatör ve tekniklerle incelemeye, yatırım araçlarını kovuşturmak için daha oldukça ekran karşısında zaman geçirmeye, insanların yatırımlar hakkında ne konuştuğunu öğrenmek için daha oldukça sosyal medyada dolaşmaya itecektir. Tüm bu tarz şeyleri oluşturmaya başlayan yatırımcı başarı göstermiş olabilmek için -kazanç sağlıyor olsa bile- gereğinden çok daha fazla gayret sarf ederek kendini yoğun ve sürekli bir endişe, bitkinlik ve hayal kırıklığı haline sokacaktır. Bu ruh haliyle verdiği kararlar kendisini hatalı işlemler meydana getirmeye sürükleyecek ama yatırımcı hatasının ne olduğunu bile ayrım edemeyecektir. Çünkü hata kendisi dışında her şeydedir. Kısaca; yaşamış olduğu hayatı kolaylaştırmak ve daha iyi bir noktaya taşımak için yaptığı yatırımlar yaşamını zindana çevirecektir.

Günümüzde yatırımcılar mutluluklarını başarıya ulaşmış olma isteğine bağlamış durumdalar ve bu istek mecbur bir hale gelmiş durumdadır. Ancak bundan daha mühim bir şey vardır; o da yatırımcının yapmış olduğu işlemlerdeki tatmin duygusudur. Şair Cesare Pavase şöyleki demiştir: Bütün insanlarda içlerini kemiren bir rahatsızlık, omuzlarında gündelik bir yük, süresi belli bir hastalık vardır: tatminsizlikleri. Aşil Sendromu yaşayan yatırımcılarda da reel bir doygunluk ve tatmin laf konusu değildir.

Peki, doyum sezmek neden bu kadar zordur? Çünkü yatırımcıların kazandıkları kazançlar hiçbir vakit yeterli değildir, korkuları ve başarılı olma istekleri ne kadar yüksekse o denli çok başarı göstermiş olma istekleri vardır. Bununla beraber tatminsiz hissetmenin 4 bileşeni vardır. Birincisi can sıkıntısıdır. 2014 senesinde meydana getirilen bir araştırmada iştirakçilerin boş (ölçüm cihazları ve oturacak yer hariç) bir odada on beş dakika süresince düşünmeleri istenmiştir. Neredeyse boş bir odada meydana getirecek bir şey bulamayan yatırımcılar kendi düşünceleriyle kaldıkları için sıkılmaya ve memnuniyetsiz hissetmeye başlamıştır. Araştırmanın kararı insanların kendi düşünceleriyle baş başa kaldığında mutsuz ve memnuniyetsiz olmaya başladıklarını göstermiştir. Kötü anıların iyi anılara gore daha acele hatırlanması veya kötü olaylara daha oldukca odaklanma durumu insanları başarısızlık düşüncesine daha basit itmektedir. Yapılan araştırmalara nazaran insanlar yedi aylıkken olumsuzluk önyargısı emareleri göstermeye başlamaktadır. Diğer bir ifadeyle bu önyargı evrimsel sürecin bir kararı olarak bizlere doğuştan gelmektedir. Üçüncü faktör ruminasyon (rumination). Rumination, Latince geviş getiren hayvanlarda sindirilen besinlerin bakteri fermantasyonuna maruz kaldığı midenin ilk kısmı anlamına gelen Rumen kelimesinden gelmektedir. Batı dillerinde ise 16. Yy’dan itibaren tekrarlayıcı düşüncelerin zihinde sürekli dönerek durması anlamında kullanılmaktadır. Kısa ve kabaca ruminasyon zihinsel geviş getirme anlamına gelir. Bazı zamanlar insanlar bitirdikleri hataları yahut yaşadıkları kötü deneyimleri bir türlü aklından atamazlar ve bunlar bütün gün hatta tüm hafta onların akıllarında dönüp durmaktadır. Bu konum insanların üstünde düşündükleri problemin çözümüne ilişik herhangi bir imkân sağlamaz. Daniel Goleman’nın dediği gibi “Tasalanan kişiler, olası sorunlara çözüm üretmek yerine genelde tehlike üzerine düşünür ve kendilerini bununla bağlantılı hafif bir korkuya gömerek, aynı düşüncenin çevresinde dururlar.” Son faktör ise insanların içinde bulundukları durumlara fazlaca kolay bir şekilde uyum sağlayarak eski saadet seviyelerine kısa süre içinde geri dönme durumu olan hedonik adaptasyondur.

Yukarıda bahsedilen dört faktör bir araya geldiğinde insanlarda tatminsizlik duygusu ortaya menfaat. Yatırımcılar, her ne kadar kendilerinden güvenilir bir halde yatırım işlemlerini yapsalar da bu işlemlerden sonra yapmış oldukları yatırımlara odaklanmak olarak yatırımlara belli bir süre odaklanmaları onlarda birtakım fikir değişikliklerini de beraberinde getirebilir. Bu değişikliklerin arkasından yapmış oldukları işlemler kendilerinde mutsuzluk hissi yaratabilir, akıllarında keşkeler oluşturarak yatırımcıyı rahatsız edebilir. Ardından önceki dönemlerde yaptığı işlemlerde elde etmiş olduğu hasılatları göz ardı ederek kayıplara ve kârdan zararlara odaklanmaya başlayacak bu kötü anılarla birlikte yapmış olduğu işlemin hatalı olduğu düşüncesi yatırımcının aklında dönerek duracaktır. En nihayetinde ise icra ettikleri işlemler kazançlı olsa bile yaşamış olduğu mutluluk kısa bir süre içinde bitecek ve yatırımcıyı eski saadet seviyesine getirecektir.

Görüldüğü şeklinde tatminsiz ve başarısız hissetmek için gerekli olan dört faktör oldukça kısa bir süre arasında bir araya gelebiliyor. Bunu aşabilmek için en önce yatırım işlemlerinde hataların olabileceğini ve bu hataların duygularımızdan geldiğini kabul etmeniz gerekir. Eğer yaptığınız işlemlerde yanlışlar olduğunu düşünüyorsanız bunun sizden de kaynaklanabileceğini unutmamalısınız. Riskli piyasalarda işlem oluşturmaya başladığınızda zararlarınızdan ötürü hakkınız olanı alamamış ve onurunuz kırılmış hissedebilirsiniz. Bu konum sizi öfkelendirebilir ve bu öfkeyle büyük kayıplara niçin olabilecek davranışlar yaşayabilirsiniz. Hubris davranışlar arasında olduğunuz noktada şunu düşünün: sizler yaptığınız işlemlerin kahramanı olan Aşil olabilirsiniz sadece unutmayın ki her Aşil ‘in bir topuğu vardır.

Cemre,

Kaynakça

Güzel, B. (2017). ANTİK YUNAN MİTOLOJİSİNDE THESEUS. Yüksek Lisans Tezi. Aydın.

Rosenberg, D. (2003). Dünya Mitolojisi. İmge Yayınevi.

Yazarım, B. G. (2016, Ekim 6). Akhilleus (Achilles). Okur Yazarım: https://okuryazarim.Com/akhilleus/ adresinden alındı

Sherman, J. E. (2013, Ocak 6). Post-Traumatic Ass Disorder Diagnosing Humanity’s Achilles Heel. Psychology today: https://www.Psychologytoday.Com/intl/blog/ambigamy/201301/post-traumatic-ass-disorder adresinden alındı

Krueger, J. I. (2020, Aralık 29). Wounded Pride The ego is vulnerable where it hurts the most. Psychology Today: https://www.Psychologytoday.Com/intl/blog/one-among-many/202012/wounded-pride adresinden alındı

Burhanoğlu, S. (2016, Haziran 26). Ruminasyon (Rumination) Kavramı Nedir? Sabri Burhanoğlu: https://www.Sabriburhanoglu.Com/ruminasyon-rumination-kavrami-nedir adresinden alındı

Gürel, Y. D., & Muter, A. G. (2007). Psikomitolojik Terimler: Psikoloji Literatüründe Mitolojinin Kullanılması. Sosyal Bilimler Dergisi, 537-569.

Çıvgın, H., & Gündağ, M. (2020). Aşil Sendromu (Gizli Başarısızlık Korkusu) ve İş Tatmini Üzerine Kavramsal Bir İnceleme. Journal of Tourism and Gastronomy Studies, 179-190.

Eyal, N. (2022, Haziran 16). Why It’s So Hard to Ever Feel Satisfied. Psychology Today: https://www.Psychologytoday.Com/intl/blog/automatic-you/202207/why-its-so-hard-ever-feel-satisfied adresinden alındı

 

 

[1] Homeros’un İlyada eserinde bahsettiği kahramanlara Homerik kahramanlar denmektedir.

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın