Sonbahar (dış borç ödemeleriyle) sıkıntılı geçecek: 2022

Merhaba, 

Dünya Gazetesi’nden Şebnem Turhan, merkez bankasının elinde eksi 55 milyar dolar civarında swap hariç net döviz rezervlerinin bulunmuş olduğu bugünlerde güz ve kış aylarında ödenecek dış borç miktarını haber gündemine aldı.

Türkiye’nin 5 senelik batkı risk primi CDS’leri 880 puanlardan 730’lara gerilese de dolar/TL 17,95 lira üzerindeki seyrini koruyor. Döviz cinsel borçlanma maliyetleri ise geçen yıldan bu yana en iyi oranda ikiye katlamış durumda. Bu arada ise başta bankalar olmak üzere Hazine ve bankacılık dışı sektörün ağustos-aralık aylarını kapsayan dönemde itfa yada çevirmesi ihtiyaç duyulan 22-23 milyar dolarlık dış borç bulunuyor.

Bankalardan Garanti birkaç ay ilkin Yapı Kredi ise geçen hafta yüksek maliyetler nedeniyle eurobond yenilemesi yapmayacağını duyurdu. Ancak bu 22-23 milyar doların yüzde 100 çevrilmesi bile 5-6 milyar dolarlık finansman açığı yaratıyor.

Bu kadar paranın dışarı ödenmesi gerekiyor. Ama bankalar şeklinde opsiyon kullanılmadığı ve daha azca çevrildiği durumda ise içeriye getirilen dolar ve bankaların Merkez Bankası ile swap miktarı azalacak. Bu da Merkez Bankası’nın da etkilenmesi sonucunu doğuracak.

Maliyetler fazlaca yükseldi

Bankacılık sektöründen edinilen bilgiye gore vadeye doğru kısa vadelerde dolar borçlanma maliyeti yüzde 9,5-10 seviyelerindeyken 7-8 senelik uzun vadelerde ise yüzde 10-13 içinde değişiyor. Son 12 aylık dönemde ise 50 milyar doları bulan bir dış finansman yükü var. Kaynakların verdiği bilgiye gore bankaların borç çevirme rasyosu yüzde 90’larda ve yatay seyrediyor.

Banka dışı sektörün yüzde 128’lerde ancak yüzde 150’lerden aşağıya gelmeye başladı. Ağustos 2020 pandemi döneminde yüzde 70’lerin dibine gelmişti.

Önümüzdeki dönemde 22-23 milyar doların yüzde 100 çevrilmesinin bile ortalama 5-6 milyar dolarlık finansman açığı yarattığını bir bu kadar daha paranın dışarıya ödenmesi icap ettiğini vurgulayan kaynaklar, Hazine’nin ise ortalama 3 milyar dolarlık eylülde bir itfası olduğunu dile getirdi. Kaynaklar, bunun yeni bir borçlanmadan mı yoksa başka kaynaklardan mı karşılanacağının ise belirsiz olduğunu kaydetti.

Geçen hafta ise Yapı Kredi Bankası’nın Aralık 2022’de vadesi dolacak 1 milyar dolarlık sermaye benzeri tahvilini yenilemeyebileceği, koşulların yeni ihraç için elverişli olmadığını haberi geldi. Bankaların bu yolu seçebileceğini belirten bankacılık kaynakları bu durumun ise içeriye yeni döviz girişini aksatma ihtimali taşıdığına işaret etti.

Yüzde 100 oranında yenilenme finansman ihtiyacı ortaya çıkarırken yenilenmeme de içeriye döviz girişini etkileyecek. Bankaların ve gerçek sektörün yüksek maliyetler sebebiyle itfa yolunu tercih edip borçları çevirmemesi niteliğinde Merkez Bankası ile bankacılık sektörü arasındaki swap işlemlerinin azalacağını dile getiren kaynaklar, dolar/TL’yi tutmanın daha da zorlaşabileceğini söyledi.

Öte taraftan Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın dünkü TL cinsinden 5 sene (1.764 gün) vadeli durağan kuponlu tahvil ihalesinde net 8 milyar 160,9 milyon TL satış yaptı. İhale öncesi yapılan 9 milyar TL rekabetçi olmayan tekliflerle satışla birlikte toplam satış tutarı 17 milyar 160,9 milyon TL’ye ulaştı. 6 ayda bir yüzde 10,10 kupon ödemeli tahvilin sentetik faizi en düşük yüzde 16,70, ortalama yüzde 17,51, en yüksek yüzde 17,79 seviyesinde oluştu.

Kurumsal döviz talebini de etkisinde bırakır

Tera Yatırım Baş Ekonomisti Enver Erkan da şunları söyledi: “TCMB’nin yayınladığı en aktüel Mayıs 2022 kısa vadeli borç istatistiklerine baktığımızda, Türkiye’nin amme + özel sektör olarak 182,3 milyar dolar kısa vadeli dış borcu bulunmaktadır. Bu rakamlar vadesine bir sene ve daha kısa kalan dış borçları göstermektedir. Bunun borçlu bazında kırılımlarına bakıldığında, 118,3 milyar dolarlık kısım özel sektör üzerindedir. Bankaların 54,3 milyar dolar, gerçek sektörün 61,1 milyar dolar kısa vadeli dış borcu bulunmaktadır. Bu borçların vadesi Mayıs 2023’e kadar gelmiş olacak. Aslında kısa vade için en sıkıntı yaratan konu çevrilecek borçların karşılığına dair, döviz kurlarının ne olacağının belli olmaması.

Artı olarak, Türkiye’de kamu ve özel sektörün yeni borç alırken güncellenen risk maliyetlerine katlanması gerek. Türkiye’nin geçen yıl 300-400’lerde seyreden CDS’i şu anda 700-800’lerde seyrediyor. Yani ikiye katlanmış bir risk maliyeti var. Geçen yıl bu zamanlarda yüzde 5,09 olan 5 senelik Eurobond faizimiz bugün yüzde 9,36 seviyesinde. Kısa vadelerde bu fark oransal olarak artıyor. 1 senelik tenorda örneğin dolar bazlı Eurobond faizinde 08.21 – 08.22 dönemleri içinde yüzde 1,75’ten yüzde 5,33’e bir değişiklik var. CDS’deki bu vaziyet da örneğin eylül-ekim sendikasyonlarında ve dış piyasadan edinilen finansmanda reel tesirini gösterir. Borç itfalarında döviz kurundaki değişim, sendikasyon ve dış borç yenilemelerinde CDS ve ürem devreye girerek borç çevirme maliyetini yükseltecektir. Borçların çevrilmesinin finansman açığı kurumsal döviz talebini de etkiler.”

Bu sefer stres daha fazla

Bankalar yenilememe yöntemini seçebilir

Haberin hepsi burada.

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın