Uluslararası Şeffaflık Örgütü: “”Türkiye rüşvetle alakalı yasaları az uygulayan, hiç uygulamayanlar” sıralamasında: 2022

Merhaba, 

Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün “Yolsuzluğun İhracı 2022 Raporu”nda; Türkiye, bu sene da OECD Rüşvetle Mücadele Sözleşmesi ile alakalı yasaları “azca tatbik eden/asla uygulamayan” ülkeler arasında yer aldı.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü, dünya ihracatının yaklaşık yüzde 85’ini oluşturan 47 ülkeyi inceleyerek hazırladığı “Yolsuzluğun İhracı 2022 Raporu”nu yayınladı. OECD Rüşvetle Mücadele Sözleşmesi’ne uyumu ölçen tutanağa ait meydana getirilen basın açıklamasında, Türkiye’nin bu yıl da sözleşmeyle alakalı yasaları “azca uygulayan/asla uygulamayan” kategorisinde yer aldığı açıklandı.

47 ÜLKEDEN 9’U RÜŞVET VEREN ŞİRKETLERE KARŞI AKTİF/ORTA SEVİYEDE YAPTIRIM UYGULUYOR

Açıklamada, küresel ihracatın toplam yüzde 28,7’sini meydana getiren dokuz ülkenin rüşvet veren şirketlere karşı aktif ya da orta seviyede yaptırım uyguladığı kaydedildi. Devamında, “Küresel ihracatın toplam yüzde 55,3’ini oluşturan 38 ülke ise yolsuzluğun ihracına karşı sınırlı ve az yaptırım uyguluyor ya da hiçbir yaptırım uygulamıyor” ifadeleri kullanıldı.

Yaptırımları aktif tatbik eden ülkeler içinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsviçre yer alırken, orta seviye uygulayan ülkeler içinde Almanya, Fransa, Birleşik Krallık, Avustralya, Norveç ve İsrail yer aldı. Hollanda, Kanada, İtalya, İspanya, Brezilya, Avusturya, İsveç, Portekiz, Güney Afrika, Arjantin, Kolombiya, Şili, Yeni Zelanda, Peru, Kosta Rika, Slovenya, Yunanistan ve Estonya ise sınırlı uygulan ülkeler olarak kaydedildi.

Türkiye’nin de aralarında bulunmuş olduğu ‘azca yada asla uygulamayan’ ülkeler ise Çin, Japonya, Güney Kore, Hong Kong, İrlanda, Singapur, Hindistan, Belçika, Polonya, Meksika, Rusya, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Lüksemburg, Macaristan, Slovakya, Bulgaristan, Finlandiya ve Litvanya olarak sayıldı.

2018’den bu yana, yolsuzluğun ihraç edilmesine yönelik hukuki yaptırımlarda kayda kıymet bir azalmanın olduğuna değinilen açıklamada, “2022’de 47 ülkeden yalnızca ikisi yolsuzluğun ihracına karşı hukuki yaptırımları aktif uygulayanlar kategorisinde yer aldı. 2020-2022 içinde ancak Letonya ve Peru önceki döneme bakılırsa üst seviyelere çıktı. İngiltere, İsrail, Portekiz, İsveç, İspanya, Brezilya, İtalya, Litvanya, Danimarka ise düşüş kaydetti” değerlendirmesine yer verildi.

“TÜRKİYE YERİNDE SAYDI”

Türkiye’ye ilişik “Türkiye, 2020 tutanağına nazaran yerinde saydı. Küresel ihracatın yüzde 1’ini gerçekleştiren Türkiye, yurt dışında rüşvet veren şirketlere karşı yalnızca 1 tahkikat başlattı; yaptırım uygulanan dava olmadı. Bu nedenle bu yıl da hukuki yaptırım ‘az uygulayan/hiç uygulamayan’ kategorisinde yer aldı” tespitine yer verilen raporda, soruşturma ve davalar mevzusunda ise 2016-2022 döneminde Türkiye’de soruşturma açıldığı, ancak herhangi bir davanın başlatılmadığı ve yaptırım uygulanmadığı da açıklandı.

“TÜRKİYE’NİN OECD ÇALIŞMA GRUBU YETERLİ ADIMLARI ATMADI”

Türkiye’deki yasal çerçevedeki eksikliklere ilişkin şu ifadeler kullanıldı:

“Türk yasal çerçevesindeki eksikliklere OECD Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu (WGB) tarafınca onlarca defa işaret edilmiştir. Haziran 2021’de OECD WGB’nin üst düzey bir misyonu, Türkiye’nin OECD Çalışma Grubu’nun rüşvetle ilgili endişelerini veya yabancı rüşvet suçunu uygulamadaki kifayetsiz düzeyini ele almak için yeterli adımları atmadığını bildirdi. OECD WGB’nin 2014’ten beri Türkiye’yi, kovuşturmaların bağımsızlığını korumak da dahil olmak suretiyle, yabancı rüşvetin etkili bir şekilde soruşturulmasını ve kovuşturulmasını sağlamaya çağırdığını gözlemledi. OECD ayrıca Türkiye’yi, tüzel kişilerin yabancı rüşvetten sorumlu olmalarına ait mevzuatını güçlendirmeye ve ihbarcılar için ehil korumayı uygulamaya çağırdı.”

Rüşvet veren şirketlere yönelik uygulamalara ilişik son gelişmelerin aktarıldığı kısımda, OECD WGB üst düzey heyetinin, Aralık 2020’de Kabahatler Yasası’nda yaptırımların güçlendirilmesini içeren değişiklikten sevinç duyduğu belirtildi. Türkiye’nin, söz konusu değişikliklerin, yabancı rüşvetten ötürü tüzel şahıs aleyhine dava açmak için gerçek bir şahıs hakkındaki takibat başlatılmasının gerekmediğini belirttiğine işaret edildi. Devamında, “Ancak, WGB delegasyonu bunun hala pratikte gösterilmesi icap ettiğini belirtti. Üst seviye misyon üyeleri ayrıca, devlete ait işletmelerin yabancı rüşvetten sorumlu tutulabileceğini açıklayan önerilen yeni değişikliklerle cesaretlendirildiklerini söylediler” denildi.

“YASAL ÇERÇEVEDE ÖNEMLİ BİR GELİŞMENİN OLMAMASININ 2023 SEÇİMLERİ İLE İLGİLİ OLABİLİR”

2020 İhracat Yolsuzluğu Raporu’na kıyasla yapılan değerlendirme ise şöyleki:

“2020 İhracat Yolsuzluğu Raporu’ndan bu yana yasal çerçevede, yaptırım sisteminde veya içtihatta başka önemli bir büyüme olmadı. Bunun, artan kutuplaşma ve toplumsal kaynaşmaya zarar veren Türkiye’nin giderek artan otoriter iklimi ve yaklaşan 2023 genel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri ile ilgisi olduğu söylenebilir. Ayrıca, muntazam işleyen bir hüküm sisteminin mevcut hükümetin otoritesini baltalayabileceği ve dolayısıyla hükümetin bağımsız bir hüküm istemediği tartışılan sıkıntı başlıkları içinde.”

Türkiye’nin, ülke içerisindeki rüşvet suçlarıyla ilgili verileri korumakla birlikte, yurt dışı bağlantılı rüşvet uygulamasına ait istatistik yayınlamadığına değinildi. Açıklamada, “Gönderilen ve alınan karşılıklı hukuki yardım taleplerine ilişkin yayımlanmış veri bulunmamaktadır. Aksi belirtilmedikçe, tüm mahkeme kararlarına talep üstüne mahkemelerden erişilebilir” denildi. Açıklamada, Türkiye’de yurt dışı bağlantılı rüşvet suçları mağdurlarının hakları ve zararlarına yönelik özel bir yasal çerçevenin bulunmadığına da değinildi.

“YARGI VE SAVCILIKLARIN SİYASİ ETKİDEN BAĞIMSIZLIĞI SAĞLANMALI”

Rapor kapsamında Türkiye’ye yönelik tavsiyeler şöyle aktarıldı:

-Mahkemelerin yurt haricinde verilen rüşvetlerle ilgili tüm kararların yayımlanması ve tahkikat ve davalara ilişkin verilerin tatbik raporlarında toplanarak paylaşılması.

-Gerçek lehtar bilgileri için kamuya açık bir merkezi kayıt sistemi oluşturulması.

-OECD Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu’nun 2017 tarihli 3. Aşama İzleme Raporu’nda önerildiği suretiyle, yurt haricinde verilen rüşvetlerin tahkikat ve kovuşturmasının, milli ekonomik çıkar kaygılarından, başka bir devletle ilişkiler veya ilgili gerçek yada tüzel kişilerin kimliği üstünde doğurabileceği potansiyel sonuçlardan etkilenmemesi.

-Yargının ve savcılıkların uygunsuz siyasal etkiden bağımsızlığının sağlanması.

-OECD Rüşvetle Mücadele Çalışma Grubu’nun 2017 tarihli 3. Aşama İzleme Raporu’nda önerildiği suretiyle, polis, savcı yada hâkimlerin görev değişikliklerinin yurt dışı rüşvet soruşturma ve kovuşturmalarını olumsuz yönde etkilememesinin sağlanması.

“YURT DIŞI RÜŞVET İDDİALARI ETKİLİ BİR ŞEKİLDE SORUŞTURULMALI”

-Yurt dışı rüşvet iddialarının ileriye dönük ve etken bir halde soruşturulması.

-Şirketleri yurt haricinde rüşvet vermekten caydırmak için mevcut yaptırımların artırılması ve tüzel kişilere cezai sorumluluk yüklenmesi.

-Kamuoyunda yurt haricinde verilen rüşvet mevzusunda farkındalık yaratılması ve özel sektör mensupları ile kamu görevlilerinin kurumlarda yolsuzlukla mücadele bilincinin artması için eğitilmesi.

-Kamu ve hususi sektörde ihbarcı korumasının yasal olarak düzenlenmesi ve uygulanması.

-Siyasi nüfuz sahibi kişilerin yetki alanlarının alakalı kara para aklamayla savaşım mevzuatıyla düzenlenmesi ve denetlenmesi.

(ANKA)

Yorumlarınızı esirgemeyin lütfen 🙂

Yorum yapın